OnurAkayMedya/Gazete Cep

Meltem Miraloğlu Sonunda Papazı Buldu

“Meltem sonunda papazı buldu!” dedim içimden. Evet, başlık biraz esprili...

28 Ara 2025 - 19:27 YAYINLANMA

Ülkü Gözen STEWART

Meltem Miraloğlu’nun bir papazla kilisede evlendiği, din değiştirdiği ve Hristiyan olduğu haberini okudum. “Papazla evlendi, Hristiyan oldu” başlığını ilk gördüğümde gülümsedim. “Meltem sonunda papazı buldu!” dedim içimden. Evet, başlık biraz esprili. 

Ama bu yazının meselesi ne din ne kilise ne de magazin.

Önce şunu açıkça söyleyeyim: Bir insanın din değiştirmesi beni rahatsız etmez. İnsanlar öz iradeleriyle inançlarını seçebilirler. Sonuçta tek bir Allah vardır; dinler farklı olabilir ama niyet aynı kapıya çıkar. Bir insanın bir şeye inanması, hele ki savrulmuş bir hayattan sonra, her zaman umut vericidir. Benim meselem din değil. Benim meselem hayat.

Bu yazıyı kaleme almama vesile olan haber, meslektaşım Onur Akay tarafından kamuoyuyla paylaşıldı. Konuya yıllardır asıl boyutuyla hâkim olan biri olarak, bu haberi yalnızca bir magazin başlığı olarak değil, geçmişi olan bir sürecin yeni halkası olarak okudum. Sonuçta Meltem’i, darp edildiği için evimize alıp koruyup kollayan aileydik.

Ancak evlât edinilme vaadiyle, kendisinden kırk sekiz yaş büyük olan komşumuz Patrick’in evine, tüm ısrarlarıma rağmen kendi isteğiyle taşındı. Bu süreçte yaşanan her anın birebir şahidiyim. Yani ben, bu hikâyeyi uzaktan izleyenlerden değilim.

Bu sürece birebir tanıklık etmiş, iyi niyetle uyarılarda bulunmuş; fakat zamanla bu uyarıları dikkate alınmayıp mevzunun dışında bırakılmış biriyim. 2019’dan 2025’in ilk aylarına kadar Amerika’da yaşananlar, o günden bugüne magazin programlarında anlatıldığı kadar basit değil. Kronolojiler yanlış, roller karışık, gerçekler eksik. Konuşanların çoğu “duymuş”; ben ise yaşamış olan tarafım. Meltem’in yaptığı yanlışlar çoktu. Yanlış insanlar, yanlış seçimler, kestirme yollar…

Ama şunu da inkâr edemem: Türkiye’de ünlü bir oyuncu da olsa, Amerika’da elinde bir mesleği yoktu. Bir dili yoktu. Bir planı, bir sabrı, bir tutanağı yoktu. Google Translate ile hayatta kalmaya çalışan, Amerika gibi rekabeti ve yalnızlığı yoğun bir ülkede, “Bir an önce tutunayım…” telaşıyla yanlış kapılara dayanan bir kadından söz ediyoruz.

Doğru yol uzun geldi; o da kestirmeleri seçti. Ve bu kestirmeler onu daha büyük uçurumlara sürükledi. Evet, bana ve eşime nankörlük yaptı. Evet, gerçeği yansıtmayan ithamlarda bulundu.

Evet, bizi kendisinden uzaklaştırdı. Buna rağmen şunu söyleyebiliyorum: Bir kadın olarak, onu tamamen “kötü” ilan edemiyorum. Çünkü bazen insanlar kötü değil, çaresiz olur.

Ve çaresizlik, insanı kendisinden bile utandıracak yerlere sürükler. Bugün gelinen noktada yeni bir evlilik, yeni bir inanç, yeni bir başlangıç konuşuluyor. Ben buradan taş atmayacağım. Aksine, bir temennide bulunacağım. Eğer bu evlilik gerçekse, eğer bu inanç samimiyse, Allah ona bir kez daha şans vermiş demektir.

Dilerim bu kez bu şansı, yalanlara ve başkalarının iyi niyetine sığınmadan; dürüstlükle, sadakatle ve bir kadına yakışır bir duruşla değerlendirir. Artık dik durması gerekir. Artık sadakati öğrenmesi gerekir.

Artık kadın onurunun ne demek olduğunu, başkalarının üzerinden değil, kendi duruşuyla göstermesi gerekir. Yaş ilerliyor, tecrübeler ağırlaşıyor. Hayat ikinci, üçüncü, dördüncü şansları her zaman vermez. Ders alınmayan her tecrübe, sadece başka bir isimle tekrar eder. Papaz bulunmuş olabilir… Asıl mesele, bu kez çıktığı yolda yolu kaybetmemesi.

Çünkü mevzu, Meltem Miraloğlu’nun kiminle evlendiği değil; bu kadının nihayet kendisiyle yüzleşip yüzleşemediğidir. Ben bu yazıyı kinle değil, temenniyle yazıyorum. Kalbimden ona mutluluk diliyorum. Yüzüne söylemem; ama kalbimden dilerim. Çünkü bazen insan, bütün yanlışlarından sonra ya gerçekten ders alır ya da ömrünü aynı hatayı başka isimlerle tekrarlayarak tüketir.

Umarım bu kez birincisi olur.

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: