AfRam fanlarına acı gerçek ve Afra Saraçoğlu'nun aşka bakışı!
Ben Afra Saraçoğlu'nun aşka bakışını, bir romanın son sayfası gibi değil, bir romanın yazarının henüz yazmaya karar vermediği o boş sayfası gibi görüyorum...

Onur AKAY
Başarılı oyuncular Afra Saraçoğlu ile Mert Ramazan Demir hakkında yazdığım son köşe yazımdan sonra, sizlerden gelen yorumları okudum.
Dünyanın birçok ülkesinden binlerce insan neden böyle bir yazı kaleme aldığımı sormuş.
Ben bugüne kadar AfRam ile ilgili verdiğim bilgileri en sağlam kaynaklardan aldım.
Verdiğim bilgilerin doğru olduğu da her zaman ortaya çıktı. AfRam’ın ayrılığı ve sonrasında yaşananlarla ilgili de doğru bilgiler vermeye devam edeceğim.
Ancak doğruyu söylediğim halde bazı fanlar maalesef doğru bilgiyi reddediyor! Yazılarımla veya canlı yayınlarda vereceğim bilgilerin de doğru olduğunu zamanla göreceksiniz…

AfRam fanlarının duygusal bağlılığını kabul ediyorum. Afra ve Mert sadece oyuncu değil, aynı zamanda Yalı Çapkını adlı dizideki Ferit ve Seyran’ın romantik hikayesinin gerçek hayattaki uzantısıdır. Fanlar, bu çiftin etkileşimlerine çok fazla duygusal yatırım yaptığı için, ayrılık açıklaması onların zihninde inşa ettikleri yakınlık hissini kırıyor ve fanların zihninde bir çatlak yaratıyor. İşte bu nedenle fanlar bilinçaltında bu doğru bilgileri reddediyor. Ayrılığı reddetmek, aslında geçmişteki duygusal yatırımlarının değerini korumaktır. Oyuncuların kariyeri ve özel hayatı fanların fantezisinden bağımsızdır ve bunu kesinlikle kabul etmek gerekir.

Afra ve Mert, özel hayatlarının sınırlarını zaten açıkça çizdiler. AfRam fanlarını, artık takıntılı bir şekilde "onlar hala birlikte mi" sorusunu araştırmak yerine, oyuncuların yeni projelerine odaklanmaya davet ediyorum. Afra Saraçoğlu için aşk hiçbir zaman bir cevap değildi. Bir soruydu. Herkesin önünde cevaplanması gereken bir soru değil, kendi içinde, kendi ritminde, kendi mevsiminde olgunlaşması gereken bir soru. Afra, en büyük aşkı ilk kez kameraların önünde, bir başkasının hikâyesini yaşarken tanıdı. Ferit ile Seyran'ın dünyasında, senaryonun çizdiği sınırlar içinde, duyguların en yoğun olduğu anlarda bile bir şeyin farkındaydı. Gerçek olanla, gerçekmiş gibi yapılan arasındaki çizgi. O çizgiyi geçtiğinde, hayatının en kalabalık yalnızlığına adım attığını henüz bilmiyordu. Fanlar onları bir arada görmek istiyordu, çünkü kendi inandıkları aşkın bir kanıtını arıyorlardı. Afra bunu anlıyordu, ama aynı şeyi hissedemiyordu. Bir ilişkinin en zor anı, bittiğini söylediğinizde karşınızdakinin bunu duymak istememesi değil, sizin söylediğiniz şeyin onların hikâyesini bozmasıydı.

"Bitti Gitti"
İki kelime. Bir havalimanı koridorunda, flaşların patladığı bir anda söylenmiş, kısa, net, geri dönüşü olmayan iki kelime. Ama o iki kelime fanların zihninde yankılanırken farklı bir anlam kazandı. Onlar için "bitti" demek, "henüz bitmedi" demekti. Çünkü onların dünyasında aşk, bir açıklamayla sona ermezdi. Aşk, inanıldığı sürece vardı.
Aylar sonra aynı sorularla karşılaştığında bu kez gülümsedi. 'Bence sormayın' diyerek ne kaba ne de kırıcı bir sınır çizgisi çekti. Bu sadece bir kapının nazikçe kapatılmasıydı. Ardından gelen soruya verdiği cevap ise bir kahkahaydı. O kahkahada bir şey vardı. Artık açıklama yapma yükünü taşımama özgürlüğü. Bir zamanlar herkesin görmesini istediği aşkın şimdi kimsenin görmesine ihtiyacı yoktu. Çünkü o aşk bitmişti. Ve biten bir şeyin sürekli hatırlatılması, insanın kendine yaptığı en büyük kötülüktü.

Sonra Poyraz Geldi!
Ne bir dizi setinde tanıştılar ne bir senaryonun sayfalarında. Madrid'de bir restoranda, arkadaşlar arasında, kameralardan uzakta. Afra bu kez farklı bir yol seçti. Önce yaşamak, sonra anlatmak. İlişkinin ilk aylarında ne bir açıklama ne bir el ele görüntü. Sadece sessizlik. Afra, bir ilişkinin en kıymetli anlarının, başkalarının bakışlarından korunması gerektiğini öğrenmişti. Çünkü biliyordu ki bir aşkı en çok yıpratan şey, onu herkesin önünde kanıtlama zorunluluğuydu.
En son röportajında ise "Her şey çok güzel, nazar değmesin" dedi. Bu cümle bir rahatlamaydı. Nihayet kendi hikâyesini kendi istediği gibi anlatabilmenin rahatlaması.

Afra Saraçoğlu - Onur Akay
Ben Afra Saraçoğlu'nun aşka bakışını, bir romanın son sayfası gibi değil, bir romanın yazarının henüz yazmaya karar vermediği o boş sayfası gibi görüyorum. O sayfaya ne yazılacağını yalnızca o bilir.
Ve belki de en güzel aşk kimseye kanıtlanması gerekmeyen aşktır.
Yarın, 4 Kasım Çarşamba günü usta gazeteci Bilal Özcan’ın canlı yayın konuğu oluyorum. Afra Saraçoğlu çok mutlu ve kendisiyle ilgili çok özel bilgilere ulaştım. Sizlere Bilal Özcan TV’deki canlı yayında anlatacağım.
Sevgi ve selamlarımla...
Dün yayınlanan yazım: TIKLAYIN
- Onur Akay
- Haber
- Magazin
- Haberler
- Köşe Yazıları
- Gündem
- Magazin Haberleri
- Mert Ramazan Demir
- Afra Saraçoğlu
- Yalı Çapkını
- magazin gündemi
- Afram
- SeyFer
- Poyraz Yosmaoğlu
- Susuz Yaz
- AfRam Fanları