Son günlerde adından söz edilen “Allah’ın Kızı” romanının yazarı Müvekkilem ve kadim dostum Ülkü Gözen’den biraz önce Çiçek Sepeti firması aracılığıyla gönderdiği çilek ve çikolata paketini aldım:

“Happy Valentines sevgili Pekcan Bey! Siz başlı başına bir Valentine’siniz ve bizler sizi çok seviyor ve de çok sayıyoruz.”

Ülkü & Oğuz & Asena &Cafer &Civa

Peyami Safa’nın “Bazen kalabalıkların ortasında, tek başımıza kaldığımız vakitlerinkinden fazla yalnız değil miyiz?” sözünü mırıldandığım, kendimi yalnız ve sevgilisiz hissettiğim bu gün ”Sevgililer Günü’nde Ülkü’nün Amerika’dan gönderdiği mesaj; beni ziyadesiyle mütehassis etti.

Efendim, müsaade ederseniz biraz malumatfuruşluk yapıp “Valentin”i açıklayalım. Her ne kadar Türkçe’de “Sevgililer Günü” adı tercih edilse de 14 Şubat tarihinin tam karşılığı "Aziz Valentin Günü" (St Valentine’s Day). İsminden de anlaşılacağı üzere 14 Şubat, sadece romantizmle değil aynı zaman bir Hristiyan Aziz’in anısıyla da ilgili. Aziz Valentin’in Roma’da Hristiyan bir çiftin evlenmesine yardımcı olduğu için İmparator 2. Claudius’un emriyle kafası kesilerek öldürülmüş. 14. yüzyılda yaşamış İngiliz şair Geoffrey Chaucer (Canterbury Hikâyeleri, Kuşlar Meclisi gibi kitapların yazarı) 14 Şubat tarihiyle romantizm/aşk arasında ilişki kuran ilk isim olarak dikkat çekiyor. Chaucer’e göre kuşların eşlerini seçtikleri tarih;14 Şubat...

Sırası gelmişken söyleyelim: Sevgililer Günü'nün Türkiye'de kutlanmasını sağlayan kişi de Hıncal Uluç’tur.

“Bizim Kitaplar”dan çıkan “Dünyanın En Güzel Aşk Hikayeleri” kitabımda söz ettiğim gibi "İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için, sevmekten korkuyor. Çoğu da kendisini sevilmeye layık görmediği için sevilmekten korkuyor.”

İnsanlık adına tek dileğim şudur ki; aşk uğrasın her kulun kapısına. Varsa içinde İnsanlık, giderken ardında göz yaşı bıraktırmayacaksa gelsin yüreğimizin baş köşesine otursun. Kazıyalım sonsuzluğa...

“Sevgililer Günü’nü kutlarken Ümit Yaşar Oğuzcan’ın “Kim Bilir” şiirini de hatırlayalım:

Bir yere yaklaşıyoruz seninle

Belki bilinmeyen bir azak şehir

Belki o, en sakin deniz kıyısı

Belki de bir dağ yamacı kimbilir

O yerde her şey değişecek ansızın

Hiç ayrılmayacak ellerimiz

Kuşlar en yakın dostlarımız olacak

Terk edilmiş bir kulübe evimiz

Gün doğmadan uyanacağız seninle

Tenimizde kırağların serinliği

Kulaklarımızda en güzel şarkılar

Çiçeklerin, ağaçların söylediği…

Seninle mevsimler orada bambaşka

Zaman bir suyun akışı, o yerde

Hüzün artık unuttuğumuz bir şey

Yalnızlıksa bizden çok ötelerde

O yerde bütün güzellikler hayran sana

İçi gülsün diye gözbebeklerinin

Ve döndüren başını içki değil artık

O baygın kokusu kır çiçeklerinin.

Bir yere yaklaşıyoruz seninle..

Belki bilinmeyen bir uzak şehir

Belki o, en sakin deniz kıyısı

Belki de bir dağ yamacı kim bilir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.