Algılama ve anlayış nedir? Neye dayanılarak yapılır? denildiğinde örneğin; Siz bana peynir dersiniz, ben farklı algılarım peyniri, üreten farklı algılar, peyniri satan farklı algılar, takıntıları olan da farklı algılar. Peynirin şekli şemali binlerce yıldır aynı olmasına rağmen, herkesin hayatında düşüncesinde peynir farklıdır. Allah her insana farklı zeka ve algılama kabiliyeti verdiği gibi, sadece peynirin algılanma şekli diye koca bir kitap yazabilirsiniz. Kısaca herkes kendi çapında var olan her şeyi kendi varlığına uydurarak anlar, algılar ve muhatap olduğu olmadığı her yere servis eder.

Her şeyi kendi varlığına uydurma şekli de ayrı bir felsefi konu. Kısa bir kıssa vardır çok hoşuma gider, burada bahsetmek yerinde olur sanırım.

Bir gün Allah dostlarından Ebu'l Hasan Harakânî kendi hocası Bâyezid-i Bistâmî Hazretlerini överken, kim onu görürse hidayete ererdi demiş. Bunu duyan etrafındaki insanlar ya nasıl olur Ebu Cehil Peygamber efendimizi her gün gördü de hidayete ermedi nasıl olur da senin hocanı gören hidayete erer senin hocan Peygamber efendimizden daha mı büyüktür demişler. Burada Ebu'l Hasan Harakânî Hazretleri tarihi bir cevap vermiş.

“Ebu cehil Peygamber efendimizi Abdullah’ın yetim oğlu olarak gördü, peygamber gözüyle bakıp görmedi ki hidayete ersin”

Evet, insan neye nasıl ne gözüyle bakarsa öyle görür.

Şimdi neden bu kıssayı anlattım az çok tahmin etmişsinizdir.

Malum ülkemizde de adalet olgusu bayağı popüler bir mevzudur. Hemen hemen herkesin bildiği ama hiç kimsenin değiştiremediği bir gerçektir. Vatandaş adaletsizlikten kan ağlar ama siyasiler idareciler adil toplum sloganıyla nara atarlar. Tabi ki neye göre adalet. Hangi algıya göre adalet. Adalet mevhumunun da algılanması bakış ve çıkarcı tavırlara göre değişmekte ne yazık kı. Bu haseple devletin gücünü elinde bulunduran çetelere ismi karışan arada bir fakir fukarayla poz verende kendisine göre adaleti farklı görmektedir. Neden diyeceksiniz çünkü o seviyeye gelmek için her türlü haltı çevirmiştir. Ve bir koltuk sahibi olduğunda illa onun gücünü kullanmayı kendine helal görecektir.

Etrafındaki güç tayfasıyla hikâyeleri olduğu için doğal olarak onu kollayan dava arkadaşları da olacaktır. Bunun örnekleri binlerce kez gördük. Ve bu günlerde daha bariz görüyoruz.

Malum bir bakan çete lideri dediği bir adam tarafından olmayacak şekilde itham edildi. Bu bakanın dava arkadaşları mahkeme kurulmadan bu bakanı hemen akladılar. Maşallah dava arkadaşları ülkeyi yönetmede beceriksiz olmalarına rağmen… Bu bakanın suçsuz olduğuna mahkemesiz hüküm verecek kadar feraset sahibi olmaları beni bayağı şaşırttı.

Keşke bu feraseti imkânsızda olsa kendi adamlarını koruma noktasında değil de vatandaşın işine yarayacak işlerde kullansalar. İşte iktidar partisi adaleti bu olsa gerek. Dışarıda açlıktan ekmek çalana hapis yolu kendilerine gelince ne kadar çamur bulaşsa da biz ekip olarak komple vatanseveriz edaları. Sonrasında yok ülkeyi yıkmak için komplo falan filan bir sürü gerekçe dizimi. Allah bunların hallerini açıkça göstermesine rağmen deve kuşu misali kafasını yere gömen yüksek makam sahibi olanlar dışarıda kalan koca koca günahlarını görmüyorlar. Ve malum adaletsizliğin tepe noktası, bakan şu açıklamayı yapıyor, “ Görevimi yapamadığımı düşündüğüm an istifa ederim” bunu sen mi düşüneceksin? Seni oraya getirip koyan mı düşünecek? Yoksa cümbür cemaat sizi oraya getiren halk mı düşünecek?

Ben ya da biz ya da halk olarak çamur bulaşmış bir yöneticiyi aklanmadan o görevde görmek istemiyoruz, ya da daha kibarca istememe hakkımız yok mu?

Kısaca makam sahibi olanlar o makama gelince kirlenme hakkını kaybetmiş mi oluyorlar. Allah’a şükür ki bu makam sahibi insanların Allah katında fazla dereceleri yok, yoksa Allah bizden günah işlemeyi kaldırdı ya da yüce imamız sorgulanamaz veya namaz avam tabakasının işi bizden namaz düştü falan filan firikleri yaşardık.

İşte iktidar güç sarhoşluğu bu olsa gerek. 25 milyon izlenmesi olan ithamların iktidardaki karşılığı tam fiyasko. Tabi bu seçim sandıklarında ortaya çıkacak.

Sonrasına bir muhabirin iki bakana sorduğu soru aynen şu;

AA muhabiri şunları söyledi:

* Sayın Bakanım. Anadolu Ajansı Musab Turan. Efendim son günlerde gündemi meşgul eden konular var. Burada narko bürokrasi ile ilgili iddialar ülkemizi uluslararası arenada zora soktu mu? Hükümetin buna ilişkin bir planı var mı?

* Ve de 19 yıllık bir toplum hareketi olarak başlayan milletin teveccühünü kazanan AK Parti, ismi şaibelerle anılan Süleyman Soylu’dan daha mı küçük?

* Buna ilişkin çarşıda, pazarda, metrobüste çocuklar herkes bunu konuşuyor ama sayın bakanlarımız buna ilişkin tek kelime etmiyor.

* Sayın Pakdemirli bakanımıza sorum da sayın Soylu kabine toplantısında buna ilişkin bir açıklama yaptı mı, savunma yaptı mı? Savunması sizleri tatmin etti mi?

* Sayın Bakanım, üç buçuk yaşında oğlumun yüzüne bakarken maskeli balodan dolayı ben utanıyorum. Sizin çocuklarınız yok mu?

Bakan Varank ise muhabire şu yanıtı verdi:

* Bence sen şu anda bir maskeli balo yapıyorsun. 3,5 yaşındaki bir çocuğun bu kadar siyasi konularla ilişkili olabileceğine ben inanmıyorum. Sen şov yapmak istemişsin ben sana cevabını vereyim.

* AK Parti iktidarının en önemli özelliği Türkiye’de her türlü illegal yapıyla, her türlü çeteyle mücadele ederek 19 yılda iktidarını sağlamlaştırmasıdır. Bizim illegaliteyle, herhangi bir kanunsuz yapıyla bir ilişkimiz olması mümkün değil.

* Dolayısıyla birtakım gayri ciddi insanların yasal olmayan işlere bulaştığı kamuoyunda herkes tarafından bilinen insanların açıklamalarını dikkate alıp, eğer Türkiye Cumhuriyeti devletinin bakanlarının resmi açıklamalarını dikkate almıyorsanız bence orada bir problem var demektir.

* Biz, gerek terörle mücadelede, gerek illegal yapılarla mücadelede gerçekten başarılı bir hükümetiz.

Verilen cevaptaki seviye düşüklüğüne bakın. “Bizim illegaliteyle, herhangi bir kanunsuz yapıyla bir ilişkimiz olması mümkün değil.” Bu cevabı neye dayanarak verdin araştırmamı yaptın, mahkeme kurdun söyleyenleri söyletenleri bir araya mı getirdin? Telefon ses kayıtlarını mı dinledin? Ne yaptın Sayın Bakan? Laf olsun torba da olsun. Biz ekip olarak kahraman bir ekibiz bir iş çevirsek de vatan için çevirdik. Allah bizden nefis hakimiyetini kaldırdı. Biz günah işlemeyiz mi demek istiyorsunuz.

Muhabirin sorduğu soruyu sokakta yürüyen simit satan duvar ören sıva yapan güneşlenen her tipteki her vatandaş yani yaşayan herkes sormaktadır ve endişe etmektedir. Bir bakan çıkıp boş laf kalabalığı yapıyorsa suçlu olup olmadığını kendisi ya da bağlı bulunduğu iktidar partisi ve partiden istifade eden dava arkadaşları belirliyorsa, biz bu hakim ve savcılara neden o kadar para ödüyoruz. Onlar sadece milleti sorgulamak için mi varlar.

Neden bu hükümette adı şaibelere karışan makam sahibine ilişildiğinde, vatan birliği beraberliği tehlike altına giriyor. Yıllardır hep böyle bir türlü anlamadım, anlayan varsa lütfen beni bilgilendirsin.

Adı şaibelere karışan bakanlar vb. şahsiyetler bu suçları işlemişlerse eğer, gidip de camideki hocayla mı işlemişler ki, biz çete lideri diye tanımladıkları bazı isimleri ciddiye almayalım.

Suç suçlularla işlenir.

Muhabir iktidarları sandıkta boğan milyonların sormak istediği bir türlü soramadığı, hep laf kalabalığıyla kapatılan gerçekleri dile getirdiği için, yanlış okumadıysam görevinden alındı.

Biz doğruları öğrenmek isteyenlerin cezalandırılmasını değil kendi ekibinizde illegal örgütlere suç işlediği iddia edilenlerin cezalandırılmasını istiyoruz.

Eleştiriyi bile kabul etmiyorsunuz.

Evet, mazlum geldiniz zalim oldunuz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.