Koronavirüs salgını, çok sayıda sektörde ekonomik açıdan büyük sorunlara yol açtı. Kültür-Sanat ve müzik piyasası bu alanların en başında…

Özellikle günü birlik çalışan müzisyenlerin yaşadığı sıkıntılar çok büyük.

Devlet Sanat Kurumları'nda çalışan müzisyenler, konsere çıkmasa da maaşlarını ya da 4-B sözleşmesinden doğan ücretlerini alıyorlar.

Borusan, CRR Senfoni, Tekfen gibi özel orkestralarda çalarak ve sadece verdikleri konser ve provaları için aldıkları ücretlerle hayatını sürdüren müzisyenler ne yapacak?

Ve ayrıca piyasada düğünlerde, gazinolarda ve konserlerde yer alan orkestralarda, sahneye çıktığı gün para kazanan müzisyenler ne yapacak?

Ülkemizin en eski ve deneyimli müzik ve televizyon yapımcısı, ayrıca menajer ve organizatör Kamil Çetin, bu çok önemli konu ile ilgili önemli bir yazı kaleme alarak sanatçılara ve müzik meslek birliklerine seslendi. Çetin’in yazısının bir bölümü, duayen gazeteci Yüksel Aytuğ’un Sabah Gazetesi’nin Günaydın ekinde yer alan köşesinde, 30.05.2020 tarihinde yayınlandı ve büyük ses getirdi. Bende o yazının tamamını köşemde yayınlamak istedim.

İşte Kamil Çetin’in o yazısının tamamı:

“Vaktinizi aldığım için özür dilerim. Bendeniz müzik ve televizyon yapımcısı Kamil Çetin. Sanıyorum bu sektöre bütün segmentleri ile 50 yıldır hizmet veren bir insan olarak, birkaç kelam etme hakkım var. Müsaadenizle madde madde yazmak istiyorum.

1- Malumunuz sahne sanatçıları yazılı olarak değilse bile algı da birkaç gruba ayrılırlar.

A grubu sanatçıların normal koşullarda sahne ücretleri asgari 200.000 TL,

B grubu sanatçıların normal koşullarda sahne ücretleri asgari 100.000 TL,

C grubu sanatçıların normal koşullarda sahne ücretleri asgari 50.000 TL ‘den başlar. Yılbaşı ve diğer özel günlerde bu ücretler asgari üç mislidir. Bu sanatçıların tamamı 1 yıl içinde en az 100 konser verirler. A grubu sanatçıların ekibi 20, B grubu sanatçıların ekibi 10-12, C grubu sanatçıların ekibi 7-9 kişidir. Bu müzisyen kardeşlerimiz A grubunda en fazla konser başına 1000 TL diğerleri ise 500TL - 750TL alırlar.

Solist kardeşlerimiz, çok değil 2 konserlerinin gelirlerini bugün bu zor günlerde ekiplerine ayırsalar, müzisyen başına 2.000TL-2.500TL aylık yardım yapsalar, en az 6 ay bu insanlara can suyu olurlar.

2- Bu ülkede iç yüzlerini çok çok iyi bildiğim, yönetimleri sürekli rant kavgası, çıkar kavgası, adeta senin yediğin yeter artık çekil biraz da biz götürelim yiyelim kavgası içinde olan, çok güçlü 4 meslek derneği var. Bu dernekler, (net açıklanmıyor, bilançolar şeffaf değil) asgari 500.000.000 dolara hükmediyorlar. (yazıyla beş yüz milyon dolar). MÜYAP, MÜYORBİR, MESAM ve MSG benim sürekli Facebook sayfamda yaptığım paylaşımlara rağmen, tamamen arazi olmuş vaziyetteler. Yok oldular, kayboldular. En ufak bir yardım girişimleri yok. Kulaklarının üstlerine yattılar, uyur vaziyetindeler.

Halbuki, bu 4 dernek her zaman ki gibi her şeyi devletten beklemese, ortaya 20.000.000 dolar koysa, (bu güçleri var) bu girişime o çok büyük organizasyon şirketlerimiz ve önemli gelirler elde eden müzik yapım şirketlerimiz, çok değil 200.000 dolarlık katkı yapsa, emin olun bu emekçi müzisyen kardeşlerimizin sorunları çözülür. Bu insanların geneli günü birlik çalışan (düğün, meyhane, orkestra vs.) kardeşlerimizdir.

3- Türkiye’deki sanatçıların %99.9’u menajer ile değil (çok acıdır, hepsi menajer ile çalıştığını zanneder) organizatör ile çalışırlar. Bu organizatörler en az 5-6 sanatçı ile ilgilenir. Bu organizatörlerin yaptığı, konser görüşmesi yapmak, parayı tahsil etmek, aradan kendi komisyonlarını almaktır. Büyük çoğunluğu sanatçının konser verdiği şehre hatta İstanbul’da dahi konser mekânlarına bile gitmez. Dolayısıyla hiçbiri sanatçının kariyeri, gündemde kalması, PR vs. ile asla ilgilenmezler. Bu sektörde dünyanın önde gelen ülkelerinde olduğu gibi sanatçı için sürekli proje üretecek, A’dan Z’ye her şeyi ile ilgilenecek, basın ve halkla ilişkilerini yönetecek, meslek ve özel yaşamında kişisel gelişimine katkı sağlayabilecek, çıkabilecek olası krizlerde kriz yönetimi uzmanı olan vs. Bir tek sanatçı ile çalışan, sadece o sanatçıya odaklanacak menajerlerle çalışma alışkanlığı olmadığından, sanatçılarımız bugün içinde bulunduğumuz durumlara düştükleri anda hiç biri asla ve asla b planı düşünmediği için ne yapacaklarını bilmiyorlar. Çaresiz kalıyorlar, o kadar ki insan sağlığının en önemli faktör olduğu şu günlerde bile konserlerin başlamasını istiyorlar ve tabii doğal olarak toplumun çok büyük tepkisini çekiyorlar. Üstelik bunu o kadar kötü oynuyorlar ki, sanki kendileri için değil de arkalarında çalan müzisyenler için istiyormuş havası veriyorlar. Lütfen kendilerine gelsinler, toplumda statü olarak hiçbir saygınlığı olmayan sektörümüze daha fazla zarar vermesinler. Altı üstü 2 ay oldu şunun şurasında. Neredeyse Cuma günleri Yeni Camii’de mendil açacaklar. Olmayan saygınlıklarına daha fazla gölge düşürmesinler.

“Önemli not: Bana göre ülkemizde müzik sektörü yıllık mali cirosu 2.000.000.000 dolardır. Yazı ile iki milyar dolar. Birlik, beraberlik ve organize olma sorunları, bilgi, birikim, deneyim eksikliği nedeni ile tahsil edilememektedir.

Saygılarımla,

Kamil Çetin"

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.