2015 yılında kendisini yeni nesil türkücü olarak tanıtan Murat Erbey, o yıl çıkardığı ‘Türkülerin 7 Rengi' isimli albümünde yer alan Neşet Ertaş'ın Acem Kızı türküsüne klip çekerek gündeme gelmişti.

2016 yılında ise ticari danışman Abdullah Koçoğlu’nu darp ettiği iddiası gündeme gelen Erbey, hapis cezasına çarptırıldı.

30 Nisan 2016 yılında ise Murat Erbey, kuzeni Erdal Erbey ile birlikte, ticari danışman Abdullah Koçoğlu'nu darp ettiği iddiası ile gündeme geldi. Koçoğlu, Bakırköy ilçesinde bulunan bir mekanda televizyoncu Tuna Güzelyurt ve ailesi ile birlikte bir arada oturduğu esnada darp edilmişti.

Uğradıkları saldırının sanıkları türkücü Murat Erbey ve kuzeni Erdal Erbey, hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı 2.5 yıl süren dava sonunda 3'er ay 10'ar gün hapis cezasına çarptırıldı.

Sanık Murat Erbey ve sanık Erdal Erbey'in, Koçoğlu tarafından tahrik edildiklerini, hakarete uğradıklarını ve darp edildiklerini konu alan ifadeleri ise sonuçsuz kaldı.

Dava süreci Abdullah Koçoğlu'nun beraatı ile son bulurken, sanık Murat Erbey ve kuzeni sanık Erdal Erbey'in ise 3'er ay 10'ar gün hapis cezası almaları ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıyla sonlandı.

Karara göre, sanık Murat Erbey ve sanık Erdal Erbey 5 yıllık yasal denetim süresine tabi olacak. Sanıkların cezadan muaf kalmaları için, 5 yıl içinde hiçbir suça dahil veya müdahil olmamaları gerekiyor.

Bende konuyu Abdullah Koçoğlu’na sordum…

Murat Erbey ve kuzeni neden size saldırmıştı?

Onurcum, Murat Erbey ile olan eski çalışmalarımızdan hem medya hem de kamuoyu haberdar. Kendisiyle Gülgün Feyman'ın programı dahil bir çok kere televizyon programlarına iştirak ettik ve birlikte iş yaptığımızı gösteren haberler yayınlandı. hatta Gülgün Feyman'ın programında da benim şirketlerine ortak olduğumu bizzat kendisi anlatımlarında açık ve net şekliyle ifade ediyor. Ancak, sözler yerine getirilmeyince, ben de yasal haklarımı aramak için, gerekli başvuruları yaptım. Halen kendisiyle olan iş konulu yasal sürecimiz devam etmekte. Tüm bu hak ve alacaklarımı konu alan kendisine çektiğim ilk ihtarname sonrasında karşılıklı tadımız kaçtı.

Tehdit edildiğinizi de iddia etmişsiniz...

O dönem şikayetimden kaynaklanan bazı tehditler de aldım, fakat belgeli olmadığı için onları gündeme taşımak istemiyorum.

Sonra ne oldu?

Derken, bu saldırı hadisesi gerçekleşti. Sonrası malum. Darp raporum da ayrıca sana verdiğim dosyada eklidir. Bu arada yaşanan arbedede, benim de onları darp ettiğime ilişkin bir kısım şikayette bulundular ancak, asılsız bir iddia olduğu için ilgili merciler dikkate almadı.

Saldırı nasıl olmuştu?

Saldırının gerçekleştiği olay günü, Bakırköy’de bulunan bir mekanda arkadaşlarım ve ailem ile birlikte oturuyorduk. O esnada kalabalık bir grupla mekanın önüne gelen Murat Erbey ve kuzeni Erdal Erbey, iki kişi olarak içeri girdi ve benim dışımdakilerin tamamının kadın olduğu masamıza doğru yanaştılar. Dostane bir tavırla tokalaştıktan sonra beni cafenin dışına çağırdılar, dışarıdaki kumpası fark edince içeride konuşmayı teklif ettim. Amaçlarına ulaşamayınca bir anda olduğumuz yerde saldırdılar. Sıkışıp kaldığımız koltuk ile masa arasında uğradığımız hain saldırıda birçoğumuz yaralandık. Saldırı anı tüm ayrıntılarıyla karakol polislerince mekandan alınan kamera kayıtları sayesinde mahkeme mercilerince sabit görüldü ve adalet yerini buldu.

Silah olayını biraz anlatır mısınız?

Bir başka enteresan hadise ise mekan işletmecisi olan Talha Yıldızeli'nin saldırı sanığı Erdal Erbey'in üzerinde olduğunu belirttiği silah ile alakalı. Bizi, Erdal Erbey'in üzerinde silah olduğunu belirterek mekanın arka kapısından uzaklaştırmaya ve mekana sıçramasın diye olayın üzerini örtmeye çalışan işletmeci Talha Yıldızeli, karakol ifadesinde olayı yatıştırmak için böyle bir söylemde bulunduğunu, silah görmediğini belirtti. Burada tuhaf olan mekan patronlarının ve işletmecilerin olay sonrasında bizim yanımızda yer almaları gerekirken, kendilerine gelebilecek olası zararı hesap ederek saldırganlarla aynı masada oturmaları, onlara eşlik etmeleriydi. Sonrada haliyle ifadeler farklılık gösterdi. Var olduğu belirtilen silah da böylelikle her nasıl oldu ise yok oldu.

Mekanda güvenlik yok muydu?

Saldırı sonrasında saldırganlarla aynı masada sohbet eden, olayın üzerini kapatma gayretiyle polis gelmeden alelacele bizi mekandan uzaklaştırmaya çalışan ve saldırganlardan şikayetçi olmayan mekan sahiplerinin ve işletmecilerin taraflı tutumu ise aklımızda çeşitli soru işaretleri bıraktı. Yasal haklar çerçevesinde, avukatım Arb. Av. A. Serdar Önür ile varsa olayın diğer sorumlularının ve sair haklarımızın peşini bırakmayacağız. Yanı sıra sanıklara ve yeterli güvenlik tedbiri bulunmayan mekana maddi manevi tazminat davası da açacağız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.