Minik yavru köpeğin bacakları ve kuyruğu'nun kopması herkesi çok derinden etkiledi ve bütün Türkiye olarak yasa boğulduk. Sakarya'nın Sapanca ilçesinde, bir kepçe operatörü'nün yol kenarındaki otları temizlerken, minik bir yavru köpeğin ayakları ve kuyruğu'nun kopmasına neden olduğu iddiası ile göz altına alınan İ.M adliyeye sevk edilmişti. Ama Minik yavrumuz'un vücudu maalesef operasyona dayanamadı ve melek oldu.

Daha sonra öğrendiğimizde İ.M' nin serbest bırakılmıştı. Hiçbir şey olmamış gibi, elini kolunu sallarak dışarı çıkmış. Ceza bile almamış. Olan minik bebeğimize oldu! Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, kepçe operatörünün tutklandığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı, 'Hayvan hakları' ile ilgili seçimden sonra bir yasa çıkaracaklarını da açıkladı. Halk'a bir söz verdi. Ama herkes biliyor ki söz uçar. Çok geç kalınmış bir yasa! Hayvanlarında bir can taşıdığı, acıkıp susayan, sevgiye muhtaç olan bir canlı olduğunu ne zaman anlayacağız? Bu canilikleri izlerken bazen 'insan Olmanın' manasını kaybettiğimizi görüyorum. Kendinden başka hiçbir canlının yaşama hakkına sahip olamayacağı, nefes almasına dahi tahammül edemeyen ölümcül virüsler haline geldik. Nereye gidersek gidelim her tarafı ağaçlar ve bitkilerde dahil, katlediyoruz. Birlikte yaşamamız gereken yerleri adeta 'Doğa Ana'ya meydan okurcasına yok ediyor, taş üstünde taş bırakmıyoruz.

Kendi türümden olan insanlardan artık korkuyorum! Biz ne ara bu kanser virüslerine döndük? Yaşaması için bulunduğu ortamı yok eden, olması gerektiği gibi 'Doğa Ana' ya karşı bir isyancı, bir anarşist olduk? İnsan olmaktan utanmama sebep olan bu canilikleri her gördüğümde, dünyanın bizden daha da nefret ettiğini anlayabiliyorum! Doğal afetler, yiyecek kıtlıkları, buzulların erimesi, tüm dünya da görülen sera etkileri. Adeta kendi türümüzü yok etmek için, doğaya karşı savaş açmışız. Biz insanlığı yaşatmak için yakıp yıktıkça, doğada bizi yok etmek için elinden geleni yapacaktır.

"Hayvanları sevmeyen insanları sevemez" sözünü her duyduğumda, bu sözde ki 'insan' türünün kim olduğunu ayırt edemez hale geldik. Hiçbir zararı dokunmayan bir canlıyı öldürüp, taciz eden, işkencelere maruz bırakan insanın maktül ve madura, hayvan demesi. Yine kendi türümüzün bencilliği, sanki doğanın sadece bize yaşama hakkı verdiğini düşünen ileri derecede 'Canavarlaştığımızı' bir göstergesidir.

Hayvan hakları ile ilgili bir yasanın çıkması, caydırıcı ve ağır cezalar'ın verilmesi, benim ve hayvan sever kimselerin en büyük talebidir. Paylaşmak, sevgi duymak en büyük insani bir belirtidir. Kendinden başka diğer canlılara yaşama hakkı tanımak bir lütuf değildir, bir iyilikte değildir. Bu üzerinde yaşadığımız dünyanın ilk kuralıdır. Yaşamak istiyorsak, doğa ile iyi geçinmeliyiz. O bizi yutup küllerimizi havaya saçmadan, onun kurallarına göre hareket etmeliyiz. Yoksa, dünya da nesli tükenmiş canavarların fosilllerinden başka hiçbir şey kalmayacak.

Bu arada. Hayvan sahiplenmek istiyorsanız sokaklardan alınız. Bu yaz dönemlerinde kapınızın önüne biraz su ve yiyecek koyun. Onları sevin, koruyun ki insan olmanın verdiği o muazzam huzurun tadını çıkarın. Son olarak, aç susuz bırakılmış ve zorla yaşama hakkı elinden almış bütün minik dostlarımdan, insanlık adına özür diliyorum! Bizi affedin...

Hayvana şiddet suçtur!

Saygı ve sevgilerimle...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.