Kendi şirketiniz olan Arinna Müzik'i kurmaya nasıl karar verdiniz?

Arinna'nın kurulumu 97 sanıyorum. Raks Müzik'le sözleşmem vardı. İlk iki albümümü Raks'la yaptım. Sonra Raks'ın içinde bir takım bölünmeler yaşandı. Daha doğrusu Raks farklı firmalara ayrıldı. Ben de sözleşmelerdeki şu durumu sevmiyorum. Alınabilir, satılabilir, devredilebilir bir eşya gibisiniz sözleşmelerde. Bu durum pek hoşuma gitmedi ve kendi prodüksiyonlarımı kendim yapmak istedim. Bu yüzden Arinna'yı kurdum.

Peki Arinna Müzik sanatçı olmak isteyen gençlere olanak tanıyor mu?

Bir ekibimiz var. Şu an sanatçı olarak tek ben varım. 2 tane farklı proje üzerinde de çalışıyoruz. Gençler ya da yaşlılar diye ayırmıyorum ben ama özellikle müzisyenlerin albümlerini yapmak istiyorum. Bugüne kadar enstrumanist olarak var olup da hiç albüm çıkarmamış müzisyen arkadaşlarıma daha çok yer vermek istiyorum.

Hepimiz merak ediyoruz. Sağlığınız nasıl?

Genel olarak iyiyim. Alerjik bir durumum var. Ben alerjik bünyeli bir kadınım. Toz, polen, küf, zaman zaman da çimen gibi böyle acayip alerjilerim var. Özellikle bahar aylarında zaten ben her sene sarsılırım. Tam şarkının çıktığı döneme denk gelince biz de PR için sürekli röportaj yapıyoruz. Sürekli konuşunca yorgunluk da üzerine eklenince sese yansıdı. Konuşmak şarkı söylemekten daha çok yoruyor beni. Konuşurken daha çok yoruluyorum. Dolayısıyla sesim gitti. Arkasından hemen bir canlı yayın vardı. Hızlı iyileşmem için doktor dedi ki canlı yayına kadar konuşmayacaksın. El hareketleriyle, mimiklerle anlaştık. Şimdi sesle ilgili problem geçti ama alerjim devam ediyor.

“HER ZAMAN ÖNCELİĞİM ÇOCUKLARIM”

Çok yoğunsunuz. Çocuklarınıza vakit ayırabiliyor musunuz?

Ayırıyorum tabii ki… Daha çok hafta içleri beraberiz. Hafta sonları da git gellerimi onlara göre ayarlıyorum. Konserim varsa gecenin 4’ündeki uçakla dönmeyi tercih ediyorum onların yanında olabilmek için. Her zaman önceliğim çocuklarım. O kadar çabuk büyüyorlar ki hiçbir anlarını kaçırmak istemiyorum.

Özel hayatınızla gündeme geldiğiniz haberlerden hoşlanıyor veya rahatsız oluyor musunuz?

Aslında benim çocuklarımla çok naif bir hayatım var. Tamamen benden bağımsız çıkan haberler oluyor. Hayatta birçok şeyi kontrol edemiyorsunuz. Kontrol etmek gibi bir kaygı da hissetmiyorum. Açıkçası ilgilenmiyorum.

Sizin gibi TRT geçmişi olan ve Eurosivison’a katılmış birine TRT tarafından uygulanan bu ambargo, ne hissettirdi?

Tabii ki böyle bir şeyi yaşamış olmaktan dolayı üzüldüm. Net bir durum oldu ve o tavrı ben Twitter hesabımdan paylaştım. Bu kadar.

Neden sizi hiç belediye ya da halk konserlerinde göremiyoruz Sibel Hanım?

Bilmem. Denk gelmemiştir ya da size duyuramadık. Bizi seven dinleyicilerin olduğu belediyeler var. Mesela Manavgat. Konser verdik 2 sene sonra bir daha çağırdılar. Bu yaz Mersin Mezitli konserimiz oldu. Alanya, Buca, Bursa da caz projelerimle sahnedeydim. Şu an aklıma gelenler bunlar. Eylül de Foça da yine belediyenin düzenlediği bir caz festivalinde konser vereceğim.

“METROYA DA BİNİYORUM OTOBÜSE DE”

Sibel Hanım neden ortalıklarda yoksunuz? Geceleri dışarı çıkmıyorsunuz?

Sevmiyorum çünkü. Zaten ben sabahları erken uyanmayı seven biriyim. Çocuklarımla olabilirim, arkadaşlarımla olabilirim ya da evde enstrümanın başında çalışıyor olabilirim. Yani galiba çok sosyal değilim. Belki magazinin olduğu yerlerde göremiyorsunuz ama ben hayatımı dışarıda sürdürüyorum. Çocuklarımla birlikte metroya da otobüse de biniyorum. Sokaktayım, pazara da gidiyorum. Hayatın içerisinde 2 çocuk sahibi bir kadın neler yapıyorsa aynı şekilde yaşıyorum. Çocuklarımı Avm’lere götürmüyorum. Belgrad Ormanı’na ya da sahile gelirseniz bizi görürsünüz mesela. Denize doğaya temas edebileceğimiz yerlerde olmayı tercih ediyoruz.

Alışveriş için de mi gitmiyorsunuz?

Gitmem gerektiği zaman nokta atışı yapıp alışverişi tamamlayıp çıkıyorum. Eğer o markaların sokakta dükkanları varsa onları tercih ediyorum, AVM’leri değil.

Fanlarınızla aranız nasıl?

Vallahi Facebook, Twitter falan çok şahane oldu. Onlarla yazışabilmek, paylaşabilmek çok değerli… Aralarında gerçekten çok yakın olduklarım da var. Kardeşim gibi sevdiklerim var, düşün.

“EGOLU VE YALANCI İNSANDAN KAÇARIM”

En sevmediğiniz insan tipi nasıldır?

Egosu çok yüksek, kaba ve yalancı insanlardan kaçarım.

“MELİH KİBAR BENİM İÇİN MÜZİK OKULUYDU”

Melih Kibar’ın o sihirli elleri size de değmiş Sibel Hanım. O zaman nasıl bir durum oldu?

Melih Abi’yle ya 86 ya 87’de tanıştık. Liseler Arası Müzik Yarışması’na katılmıştım. Melih Kibar da jürideydi. Üçüncü oldum ve yarışma bittikten sonra kendisiyle çalışmak istediğimi söyledim. O da önce babanlarla bir tanışalım dedi. Onlar tanışıp, kaynaştılar. Ben okuldan çıkıp eve gidecekken Melih’in stüdyosuna giderdim. Melih beste yapar Zeynep Talu sözlerini yazar ben de bestelerini, reklam müziklerini seslendirirdim. Melih Kibar benim için şahane bir müzik okuluydu. Bir besteyi ilk defa seslendirmenin tadını anlatamam sana. Düşünsene yanımda yazılıyor, onun güzelliği çok ayrı. Zeyno’yla birlikte çalışıyorlar şarkılar çıkıyor ortaya, bir anda Melih piyanonun başına geçip çalmaya başlıyor ve ben söylüyorum. Çok özel anılar biriktirdik.

Buradan da anlıyoruz ki aileniz sizi müzik konusunda her zaman desteklemiş…

Evet, her zaman destek oldular.

“AJDA, KEDİLERİ ÇOK SEVER”

Bir hayranı olarak soruyorum… Ajda Pekkan deyince aklınıza neler geliyor?

Daha önce albümünde bulundum, sahnede de çalıştık. Benim gördüğüm kadarıyla çok titiz çok disiplinliydi. Mesela Nüket Hanım da öyledir. Sahnede müthiştirler. Ders niteliğindedir onların sahnesinde bulunmak… Ajda Hanım özenlidir, kedileri çok sever.

“EVDE MUHAKKAK HAYVAN OLMALI”

Siz hayvan besliyor musunuz?

Bizde de var 1 tane kedi ama ben köpekçiyim. Geçtiğimiz sene küçük bir kedicik bize geldi. Bizim kedimiz oldu, kendisi bizi seçti. Fakat yazın hastalandı onu kaybettik. Sonra yaz dönüşünde Nilüfer’le konuşuyoruz. Instagram’da gördüm, Nilüfer 4-5 tane kedi yavrusunun videosunu paylaşmış. Bir arsada sokakta kalmış kediler, yavrular ve tehlikeye açık durumdalar falan. Bir de çok tatlılar tabii. Ben Nilüfer’e yazdım buluştuk, beraber gittik. Yine orada dişi bir hanım bizi seçti. Kedilerde öyle bir durum olduğunu düşünüyorum. Siz onu seçemiyorsunuz o sizin yanınıza geliyor. Şimdi evde o kızımız Luna var. Ben aslında köpek daha çok seviyorum. Geçmişte 3 tane köpeğim oldu. Köpekle yaşamaya daha çok alışkınım. Bence muhakkak hayvanlarla beraber yaşamalı insan…

“EVRENE MÜTEŞEKKİRİM”

Biyografinizi okuduğumda tüylerim diken diken oldu. Müzikle o kadar ilgilisiniz ki beni çok etkiledi. Müzik, sizin için ne ifade ediyor?

Benim hayatım müzik. Şarkı söylemeyi çok seviyorum. Küçükken beni dinlemelerini sağlamak istiyordum. 7 yaş itibariyle eğitim almaya başlayınca müzik, benim hayatım oldu. Bir taraftan işim. Profesyonel anlamda para kazanıyorum ama onun dışında çok seviyorum. İnsanların kalplerine müzikle dokunabilmek, bence özel bir hediye… Çok müteşekkirim, evren böyle bir hediyeyi bana yollamış.

Sokakta bunun karşılığını alıyor musunuz peki?

İnsanların yaptığımız şarkılarda çok güzel anıları var. Şarkıyla bizim prodüksiyon anlamında işimiz bittiğinde, dinleyiciye ulaştığı anda şarkı artık bizim değildir. Dinleyicinin şarkısı oluyor ve Kaçın Kurası, Kırmızı, Kıymetlim, Hayat Buysa da öyle oldu. Ümit ediyorum ki ‘Olaylara Gel’ de öyle olacak. Çok güzel anılar biriktirdiler. Aşık oldular, mutlu oldular, dans ettiler, bazen üzüldüler ama hayatın bir parçası o da. Bu tip anılar bana anlatıldığı zaman mutlu oluyorum. Onun dışında aramızda sevgi ve saygı var. Dinleyicilerimle samimiyiz birbirimize karşı. İnsanlarla gerçek ilişkilerimiz var.

VCD olarak sunulan Kırmızı albümü, ilk defa mp3 olarak yayınlanan Seviyorum Seveceğim şarkınız. Görüyorum ki Türkiye’de birçok ilke imza atmışsınız. Yenilikçi bir tarafınız var mıdır?

Evet, farklı bakmayı seviyorum. Çok meraklıyım. Sevenlerime farklı şeyler sunmaktan hoşlanıyorum. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı işte o merak olunca yaptığın işe olan sevgi olunca hayal kurmayı da sevince insan böyle deli işlerle uğraşıyor.

“SANAT MÜZİĞİ OKUMAK BENİM HADDİM DEĞİL”

Bu saatten sonra albüm yapar mısınız?

Tabii ki yaparım. Şu an dijital platformda biraz gözlemliyorum. Dijital platformlardan şarkılarımızın dinleyiciye sunum şekli biraz daha single’ı destekliyor. Bunu aşmak için ne yapılabilir? Ben müzikte

stratejiden hiç hoşlanmıyorum ama müziğin ulaşmasıyla ilgili strateji yapmak gerekiyor. İnsanlara bunu sunmak, duyurabilmek için. Bununla ilgili karar vermedim henüz. Nasıl bir sistemde paylaşırım, bilmiyorum. Karar vereceğim. Onun dışında farklı bir konsept albüm yaparsam eğer onu fiziksel olarak çıkarırım. Caz albümü projem var. Uzun zamandır yapmak istediğim… Onu gerçekleştirmek istiyorum.

Peki sanat müziği, halk müziği gibi projelere nasıl bakıyorsunuz?

Sanat müziği okumanın benim haddim olduğunu düşünmüyorum. Sahnede 1-2 şarkı okuduğum oluyor. Ama ben kendi adıma Türk sanat müziğinin çok ayrı bir eğitiminin olduğunu düşünüyorum. O eğitimi almış olan insanların seslendirmelerine büyük saygı duyuyorum. Benim orada yapacağım şey taklitten öteye gitmez. Çünkü ben batı eğitimi aldım. O yüzden dinlemeyi ve eşlik etmeyi çok severim ama söylemek istemem. Türk halk müziği ise yorumculuk açısından daha farklı… Klasik bir eğitimi yok. Daha çok duygularla yapılan ve yoruma açık bir tür aslında. Halk müziğiyle ilgili o kadar katı düşünmüyorum ama sanat müziğini kesinlikle erbabının yapması gerekir.

Youtube’a ağırlık vermeyi düşünüyor musunuz?

Birkaç tane farklı projemiz var. Bir tanesinin ilk demo çekimlerini yaptık. Bir ara inşallah montajını da bitirirsek paylaşacağız. ‘SibelTuzunTv’ zaten benim kanalımın adı. Orası gerçekten bir TV kanalıymış gibi olacak. Arzum bu yönde… Tabii zaman gerektiren bir süreç… Çok heyecanlandırıyor beni bu proje. Daha öncede dediğim gibi farklı açılardan bakmayı seviyorum.

“SPORLA ARAM REZALET”

Sibel Hanım çok fitsiniz, sporla aranız nasıl?

Rezalet. Hiçbir şey yapamıyorum. Spora vakit bulamıyorum zaten. Yoga yapmayı seviyorum. Yazın zaten bizim öyle bir sahne programımız oluyor ki, geçen yaz 6 gece sahnedeydik. Bir de ben sahneden sonra çocukların yanına dönmeyi tercih ediyorum. Yarı uyuyorsun yarı uyuyamıyorsun böyle karman çorman bir sistemde gidiyorsun. Gönül ister tabii spor yapmak ama yapamıyorum. Ne yalan söyleyeyim.

Eleştirilere bakış açınız nasıl? İyi ya da kötü olabilir.

Zaman zaman dinleyicilerime sorup, fikirlerini alıyorum. Hatta şarkılarımı çıkarmadan önce ben fan kulübümle paylaşıyorum. Müziği neticede duyguları paylaşmak için yapıyoruz. Benimle ilgili fikri olan insanların düşüncelerine değer veriyorum. Günün sonunda en önemli kriterim, gece benim rüyama giriyorsa o işi yapıyorum.

Kötü eleştiri alıyor musunuz?

Bence almayan yoktur. Bendeki sayısı çok yukarıda değil. Buna da müteşekkirim açıkçası. Genel olarak yaptığım işler dinleyicilerim tarafından benimseniyor. Seven olduğu gibi sevmeyen de var. Tabii ki olacaktır. Her iş beğenilecek diye bir şey yok.

“HİT ÇIKARMAK GİBİ BİR DERDİM YOK”

“10 MİLYONLAR 20 MİLYONLAR GERÇEK DEĞİL”

Şarkının tutması sizin için önemli midir?

Tutma kısmında zaten ben hiç değilim. Benim genel müzikaliteme baktığında görüyorsundur. Meselem şarkımın tutması değil. İyi şarkı yapma peşindeyim. Anıları olsun. Dinleyiciyle biz bir yolculuğun içindeyiz. O yolculuk hoş ve keyifli şekilde devam etsin, bana yeter.

10 milyonlar 20 milyonlar izlendiği zaman bu sizin hoşunuza gitmez mi?

10 milyonlara, 20 milyonlara reel olarak ulaşılıyorsa tabii güzel bir şey. Ama reel olarak ulaşılmayıp da kişiler kendi kendilerini eğliyorlarsa bilemem. Ben yaptığım şeyi elimden geldiği kadar duyurmaya çalışıyorum. Tabii ki onun takdiri günün sonunda dinleyene… Ama bütün bu sürece baktığımda kalıcı ve tatlı bir ilişki kurmuşuz.

Sosyal medya nereye gidiyor?

Hayatımıza giren her şeyin iyi kötü yanları var. Nasıl kullandığınızla alakalı… Bu insanların kendi kişisel seçimleri aslında… Çocuklarım konusunda soracak olursan, kişisel seçimlerini her durumda kendilerine faydalı olabilecek, kendilerine verdikleri değerle ve özenle yaptıkları sürece ben bir sıkıntı olacağını düşünmüyorum. Önemli olan her konuda o alışkanlığı verebilmek… Mesela şeker yemek zararlı… Git bütün marketlerde şeker satılıyor. Şeker yeme alışkanlığı da geliştirebilir bir çocuk. Diyebilir ki ben şekerden hoşlanmıyorum, meyve yemeyi tercih ediyorum. Özgür iradeleriyle kendileri için iyi olanı tercih edebilmek, benim için en önemli kriter. Bu her konuda böyle sadece sosyal medyayla sınırlayamazsın. Anne olarak bunu başarabilirsem ne mutlu bana. En önemli şeyin bu olduğunu düşünüyorum. Yoksa yasaklayarak ceza vererek bunu sağlayamazsınız. Yetişkin de hayatında kendisine iyi gelen ne varsa onu tercih etmeli.

Dünya için yapmayı düşündüğünüz projeleriniz var mı?

Bu caz albümü zaten öyle… Caz albümüm Türkiye’yle kısıtlı kalmayacak. Onun dışında başka isteklerim de var. Dijital birtakım şeyleri kötüleştirdi falan diye konuştuk ama ben her şeyin olumlu etkisinden bakma taraftarıyım. Sadece benim için değil, Türkiye’deki herkes için geçerli. Dünyanın istediğiniz yerine müziğinizi ulaştırabilirsiniz. Teknik olarak en azından bu artık mümkün… Eskiden değildi. Teknolojinin nimetlerinden doğru şekilde faydalanmak lazım… Başka ülkelerdeki insanlarla müzik üzerinden o bağı kurmak çok heyecan verici.

Hep güler misiniz?

Bunu genelde karşı taraftan çok duyuyorum. Sabahları kalktığımda asık suratlı olabiliyorum. İlk yarım saat asabiyim. Eloş bile biliyor artık. Annem kahvesini içsin ondan sonra yanına gideyim diyor. Kahve anında beni yalnız bırakıyorlar. Genelde güzel bakma taraftarıyım hayata bu yüzden gülüyorum. Olumsuz şeyleri ne kadar düşünürsek o kadar başa geliyor. Tecrübe ettim bunu. Tecrübe eden arkadaşlarım da var. Güzel tarafından bakmamız lazım hayata. Sürekli mutsuzluk mutsuzluk bunlar iyi duygular değil…

TV izliyor musunuz?

Artık pek televizyon izlemiyorum. Netflix var. Televizyon gibi değil o zaten bana çok hitap ediyor. İçeriğini seviyorum. Apple TV var. Genel olarak onları seyrediyoruz. Çok ilgimi çeken bir şey olursa internet üzerinden canlı yayınlara bakıyorum.

“EUROVİSİON İNANILMAZ BİR DENEYİM”

Eurovision’a katılmış birisi olarak Türkiye’nin senelerdir takındığı tavır hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Tabii ki Türkiye’nin Eurovision’da olması gerektiğini düşünüyorum.

İlk teklif geldiğinde ne yaptınız? Çığlık mı attınız?

Yok, önce katılmak istemedim. Çok önemli bir görev… Yıllardan beri müzik sektöründe var olan bir insan olarak o görevi yapmam gerekiyordu zaten. Zamanlama olarak çok kısa bir süre varken teklif geldi. Normal şartlarda 1 sene öncesinden hazırlık yapılaması gerekir. Çünkü genelde herkesin 1 senelik planı yapılmış oluyor. Her şey profesyonelce olmalı. Dolayısıyla daha erken hareket edilmesi gereken bir organizasyon… Çekincem o yöndeydi. Fakat sonra düşünüp taşınınca ekip nasıl kuracağımı planlayınca okey dedim. Dünyanın en büyük müzik organizasyonunda yer almak ve dünyadaki meslektaşlarınızla bir bütünün parçası olmak, inanılmaz bir deneyim. Her müzisyenin bence böyle deneyimleri yaşaması gerek.

Planlarınız arasında oyunculuk yönünüzü de görebilecek miyiz?

Ben müzikal tiyatroyu seviyorum. En son geçen sene Zülfü Livaneli’nin ‘Mutluluk’ kitabı, Mehmet Ergen tarafından müzikale dönüştürüldü. Türkiye’de Talimhane Tiyatrosu İngiltere’de Arcola Theatre ortak yapımı oldu ve oyunun dünya prömiyeri Londra’da gerçekleştirildi. Böyle bir projede yer almak benim için keyifliydi. Çok kıymetli insanlarla bir arada olabildim. Bir de Avrupa turnesi yaptık. Türkiye’de çeşitli sahnelerde yer aldık. Yine denk gelirse müzikal bir projenin içerisinde yer almaktan mutlu olurum.

Hayatım boyunca kulağıma küpe yapabileceğim neler önerebilirsiniz bana?

Mesleğinle ilgili çok güzel adımlar atmışsın ve hepsini kendin yaratmışsın. Cesaret ve kararlılık çok önemli özellikler. Bunlara zaten sahipsin. Bunlar senin hayatını kolaylaştıracak şeyler. Bu aralar şeyi düşünüyorum. Dünyadaki hiçbir şeyin birbirinden bağımsız olmadığı hissi… Bugün attığımız ufak bir adım başka bir yerde daha büyük şeylere dönüşebilir. Bu kadar iletişim ve bağlantı halindeyken hayatımıza hep olumlu noktaları sokarsak ya da onları artırırsak birçok şeyin değişebileceğine inanıyorum. Mutlu insanlar olarak hayatlarımızı sürdürebileceğimize inanıyorum. Biz şarkılarımızla ya da sesimizle bunu yapıyorsak senin de bunu yapmak için çok güzel bir imkânın var kalemin… Mutlu, güzel, pozitif şeyler ve kaleminden akanlar bol olsun. Böyle bir temennide bulunabilirim.

Sorularımı beğendiniz mi?

Sohbetinden çok keyif aldım. İşine bu kadar saygılı olman ve çaba sarf ediyor olman şahane bir şey. Güzel özellikler bunlar. Boşuna benden bir şeyler olur mu deme. Senden bir şeyler olmuş zaten…

banner29
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.