Son analizimde yaptığım Kore-Türkiye benzetmesi bir hayli ilgi çekti.

Hatırlarsanız! YOLO Kuşağı, (You Only Live Once ) felsefesinin özellikle Güney Kore gençliği arasında maya tuttuğunu ve benimsendiğini belirtmiştim. Koreli ailelerde annelerin çocuklarını başarılı olmaları için iteklediğini yazmıştım.

Bugün yine 'genç kuşak' üzerine bazı gözlemlerimi paylaşacağım.

Ben sosyolog değilim, psikolog hiç değilim. Her fırsatta etrafta boy gösteren 'Herbokolog'larla da zaten işim olmaz. Ancak konu üzerinde düşünmeye değer.

Gördüklerimi paylaşacağım sizlerle...

Amerikan sahillerine ulaşanlar:

Amerika'ya gelen gençlerin beni şaşırtan bir ortak özellikleri var: Özgüven patlaması.

Ama ne patlama; sanırsın Vezüv!

Hepsinin beklentileri yüksek, hepsi kendine göre çok özel. Hepsi el emeği göz nuru… Hepsi özel üretim...

Ve hemen hepsi Amerikalıları salak, Amerikan sistemini de çerezlik görüyor.

Sanırım böyle bir ruh halinin müsebbibi birçok faktör olmalı.

Dizilerde işlenen 'Hiddet, şiddet, fedai' üçlemesi mi desem...

Sokakta görülen kuyruğa 'kaynak' psikolojisi mi desem...

Söylemde duyulan 'Eyy Amerika' psikolojisi mi desem...

Yoksa toplumsal bilinçaltına işlemiş 'Ya Tutarsa' beleşçilik yüzsüzlüğü mü desem...

Nihayetinde gençlerin yaşadığı uyanıklığın da bir sınırı olduğu...

Evdeki hesaplar ileri kapitalist sistem içinde duvara toslayınca, değişik dramalara şahit olmuyor değiliz.

Aileleri ve de özellikle anneleri tarafından pompalanan gençler zorluklarla karşılaşınca GPS'leri kitleniyor.

Anlayacağınız çay bardağına giren bisküvi gibi dağılma durumu...

Bilgelik yapmıyorum!

Amerika'ya şu veya bu nedenle gelecek gençlere tavsiyemdir: Ev ödevinizi yapın, ülkeyi ve kurallarını çalışın. Bilinçli olun ve ayaklarınızı da yere donanımlı basın.

Hamlelerinizi önce evrensel değerler ve kurallarla tasarlayın; sonra da Türk motifleri ile bezeyin. Altı doldurulmamış özgüven girdapların düşmeyin.

'Abicim' Dolar 7 lira bu mal/ fikir Amerika'da kesin satar diye kendi kendinizi ikna etmeye çalışmayın.

Dikkatinizi çekerim! Alışveriş İşlemine gelinceye kadar yürünecek yolun kendisi uzun, mevzuatı da kalın.

Değerli okur buraya kadar okudunuz. Teşekkürler. Belki içinizden geçiriyorsunuzdur.

'Eee o zaman bu yazıya 'Serpme Kahvaltı' diye başlık atmak da ne alaka?'

Demek istediğim şu ki; Çocuklarını başarıya koşullandırma noktasında Koreli anneler, Türk annelere ancak ve ancak 'Serpme Kahvaltı' çeşidi olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.