Türkiye’de bir dönem 7’den 70’e herkesin ilgiyle izlemiş olduğuekranlara demir atmış “İzdivaç Programları” yayından kaldırılmasına rağmen bu şov programlardaki bazı karakterler hala hafızalarımızda yer edinmiş bulunmakta. Kimler geldi, kimler geçti ancak bir isim vardı ki Seda Sayan ve Uğur Arslan’ın sunuculuğunu yaptığı “Evleneceksen Gel” programında duruşuyla, sesiyle, bazen burada benim ne işim var dedirten haykırışlarıyla, duygusal yanıyla halkın sevgi ve saygısını kazanmış adeta evlerinin oğlu olmuş Ömür Yolal ile dobra dobra bir röportaj gerçekleştirdik.

-Ömür bey sizi tanıyabilir miyiz?

1975 İzmir doğumluyum. Bir kardeşim var ve hayatımın çoğu müzikle uğraşarak geçti. Bugüne kadar her şeyi tek başıma yapmaya çalıştım, hiçbir destekçim olmadı. Hayatta en değer verdiğim sevmek ve sevilmek. Genellikle tek başıma bir yaşam sürdüm en büyük destekçim ise annemdi. Yapım gereği yaptığım işin hep en iyisini yapmak isterim, seçiciyimdir bu yüzden fazla arkadaş, çevre edinemiyorum. Her insana güvenemiyorum bunu bana maalesef insanlar öğretti.

-Sizi ekranlarda tanıdık. Özellikle duruşunuz ve tavrınız Türk halkının gözünde sizi farklı bir yere koydu. Bu kadar sevilen biri olmanızın yanında hiç keşke katılmasaydım dediğiniz oldu mu?

“REYTİNG UĞRUNA HER TÜRLÜ ÇİRKİNLİĞİ YAPIYORLAR”

Keşke katılmasaydım dediğim çok zamanlar oldu. Nedeni ise samimi olmayan, sadece ekranda görünebilmek için her türlü çirkinliği yapanları gördüm. Hepinizin yakından tanıdığı roman kızının her gün bir yerlerini açıp oynaması, Seda Sayan’ın sesi olmayan herkese şarkı söyletmesi programı iyice basitleştirdi. Evlilik programlarının kaldırılması bu tür olayların yüzünden oldu. Kurunun yanında yaş da yanacağını bildiğimden son zamanlarda programa gitmiyordum.

-Evlilik programlarının kurgu olduğu söyleniyor. Bu programlara katılan biri olarak düşüncelerini söyleyebilir misin?

Bu tür programların çoğunun kurgu olduğunu düşünüyorum. Kişilikli olanlar asla bu tür oyunun içine düşmezler. Programın reyting yapması için para verilenler kendini ekranda belli ediyor zaten. Bu kişiler bizim programda kendisine talip gelen herkesi kabul eder, her soytarılığı yapar, bir yemek, kıyafet parasına kendilerini rezil eder sonrada kovulurlar. Ama kişilik sahibiysen halk seni sever gitmek istesen de kalman için ellerinden geleni yaparlar. Bana da kralsın, Orhan Baba’sın, sen halkın adamısın diye gitmemem için çok yalvardılar.

-Allah mesut etsin evlendin, eşinle tanışman nasıl oldu?

Aşk tesadüfleri sever derler ya, konuk sanatçı olarak katıldığım restoranda eşimle tanıştım. Kendisi ekrandan sesimi, kişiliğimi beğendiğini söyledi, birlikte resim çekildik ardından birbirimize telefonlarımızı verdik ve böylece sonsuz bir aşk başladı.

-Evlilikte mutlu olmanın formülü nedir?

İki altın kelime vardır sevgi ve saygı. Bizde bunlar zaten var. Kendisini yürekten seviyorum, çocuğum yok ama eşimi çocuğum gibi sevmem bana yetiyor.

-Klişe bir sorudur ama ne zamandan beri müzikle uğraşıyorsunuz?

15 yıldır müzikle uğraşıyorum. Müzik hayatım İzmir’de geçti desem yeridir. Şarkı söylemeyi çok seviyorum bu zamana kadar güzel işler yaptım yapmaya da devam edeceğim.

-Yaptığınız meslek size tam olarak ne ifade ediyor?

Yaptığım meslek bana aşkı, sevgiyi, umutları, yarınları, insanların değer vermesi ve sevildiğini bilmek tarifsiz duygular yaşatıyor.

-Yeni albüm çalışmalarınız var mı? Bahsedebilir misiniz?

“GENCEBAY BANA BABALIK YAPMADI”

Orhan Gencebay’ın oğlu Altan’la irtibat halindeyim. Biliyorsunuz halk beni Orhan Baba’nın şarkılarını söylememle tanındı ve sevdi. Bu yüzden Altan’dan yeni bir şarkı istedim ama reklam projeleri olduğunu söyledi ve şarkı vermediler. Bende kendim yazmaya başladım. Sadece albüm yapmak, zevkimi tatmin etmek için değil halkın dilinden düşmeyecek şarkılar olmasını istiyorum. Birazda maddi bir birikim yapabilirsem ortaya profesyonel bir albüm çıkacak. Bu arada katıldığım evlilik programında Gencebay şarkılarını iki sene okudum. Hatta Seda Sayan canlı yayında Orhan Baba’ya seslendi bu çocuk sizinle buluşmak istiyor diye. Bırakın buluşmayı telefonla bile dönmedi. Kendisine saygım, sevgim sonsuz ama babalık yapmadı.

Düet yapmak istediğin biri var mı?

Sibel Can’la Orhan Gencebay’ın şarkılarından birini albüme söylemek harika olurdu.

-Ses yarışmaları hakkında düşüncelerin nelerdir?

"SES YARIŞMALARI YARIŞMACILARIN HAYALLERİNİ ÇALIYOR”

Bu tür yarışmalarda jüri, yapımcı, kanal sahibi parayı alır garibim yarışmacı ise meşhur olacağım diye hayal edip geldiği yarışmada jürinin önünde el pençe durup gözüne bakar sonra yitip gider. Bu güne kadar yarışmalarda birinci olanlar ne yaptı? Bundan sonra ne yapacak? Kısacası yarışmalar hayalleri olan insanları kullanıp sonra savurup atıyorlar.

-En büyük hayalin nedir?

Kalıcılık olabilmek, unutulmamak son zamanın en iyi şarkılarını yazmak ve söylemek diyebilirim.

-Bu dönemin ünlüleri bir 15 yıl öncesinden farklı. O zaman parmakla sayılırken şimdi her gün yeni bir isim ünlü olabiliyor. Siz kalıcı olmak ve işinizi hakkıyla yapmak adına ünlü kimliğinizi nasıl temellere dayandırırdınız?

İnternette tıklanman fazlaysa fenomen olursun. Üzerine birde haberin yapılırsa yapımcılar gelir sana albüm yapar belki de bu albüm satar. Ancak nasıl bir anda geldiysen üzerine bir şey koyamıyorsan geldiğin gibi gidersin. Kalıcı olabilmek fikir ister, yetenek ister, yıllar ister ve bunları başaranların şarkıları yıllarca dillerde dolaşıyor. Diğer internet ünlüsü olanlar bir sene sonra hatırlanmayacaklar. Bu işler Allah vergisi, herkes bir imparator, bir baba olamaz…

-Son olarak hayatınızın nasıl bir dönemindesiniz? Neleri değiştirmek istiyorsunuz ya da hangi konularda kendinizi geliştirmek istiyorsunuz?

Ekranda görünmemin haliyle olumlu etkileri oldu. Tanındım, sevildim, ünlü kişiler sahnesini benimle paylaştı, insanların saygısını kazandım. Ama maalesef acıdır ki günümüzde ya paran olacak ya da ismin yoksa yoksun. Diğer değiştiğim konu ise evliliğim. Mutlu olmam beni daha yaratıcı bir hale getirdi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.