Nevres Kırdar Pfister ile Paris'e geldiğimizde hava soğuk ve karlıydı. Bir aylığına kiraladığı ev hakkında hiç bilgi vermemişti. Müzeye benzeyen apartmanın 3. katınki dairenin kapısında orta yaşlı, mavi saçlı bir kadın karşıladı bizi. Evi gezdirdi, iki yatak odası bir salonu vardı evin. Ev değil sanki müzeydi. Yatak odasındaki yatak başlığında kafası aşağıda bacakları yukarıda usta bir elden çıktığı belli olan iki büyük tavşan heykeli vardı ve canlı gibi duruyordu. Nevres'e, "Bu oda senin olsun," dedim. İkinci yatak odasına geçtik, abooo yatak başlığında kanatlarını açmış, yırtıcı pençeleriyle fareyi tutmuş kocaman bir kartal heykeli duruyordu. Salondaki koltuklar ve yemek masası altın yaldızlı pirinçtendi. Kadın gittikten sonra, "Evimizi beğendi mi Ümran?" diye sordu.

"Seninle yola çıkarken her şeyi göze almıştım ama böyle bir evde kalacağımı hayal bile edemezdim." Tavşanlı oda benim olsun, kartalı oda tam sana göre... Evde yiyecek içecek yoktu. Alışverişe gittik, dolabı yiyeceklerle içeceklerle doldurduk. Hemen çay demledim, Nevres çay içmez ama ben çaysız duramam. O gün Paris soğuk ve karlı olsa da, ruhumda başka bir iklim, başka bir mevsim vardı. Oysa gök gürlüyor, şimşekler çakıyordu. Kar yağışı durdu yağmura çevirdi. Bana kış gününde, aşk yağmur tanelerinde görünür. İşte böyle bir romantik gündü. Akşam yemeğinden sonra Nevres salondaki masaya geçti, Yüreğim Üşüyor romanını yazmaya başladı. Ben de pencereden Paris'i seyre daldım. Ara sıra Nevres'e bakıyordum. Yüzü hüzünlüydü, neden aşk romanını bu ruh hali içinde yazıyor dedim içimden. Çaresiz bir derde düşmüş gibi yüzünde bir sızı, bir ürperti vardı. Yanına yaklaştım. "Üzgün görünüyorsun, yazmayı bırak dinlen biraz," dedim.

"Zihnim dağınık," dedi.

"Ara ver uyu biraz,"

Hiçbir şey söylemedi. Gece yarısı bıraktı yazmayı.

"2 gün sonra karnaval var biz de katılsak..." dedim.

"Buraya karnaval için gelmedik."

Bu kadının beyni, yüreği yazmaya programlanmış dedim içimden.

"Nevres'ciğim, biraz eğlensek... Şu şehrin güzelliğine bak. Gönüller aşka muhtaç."

Gülümsedi, "Bu romanı kim yazacak? " dedi.

Nevres'i ikna etmek için onun diliyle konuşmaya başladım, "Yavaş yavaş ruhum canlanır, bir bahar sıcaklığıyla yüreğimin en gizli köşesinde, yeni bir his kalmıştı... Hani yaprakların arasına saklanan, son mevsimin, son meyvesi gibi... Yüreğime aşk, dudaklarıma tat, vücuduma bir ahenk gerekli. Hem de acilen..."

"Sen benim yazdıklarımı okuyor musun?" diye sordu.

"Merakımı gidermek için ara sıra okuyorum."

"Bitmeden okumak yok," dedi ama kim dinler onu.

Karnavala katılmaya o gece razı ettim.

Devamını bundan sonraki bölümde anlatacağım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.