Yazar Ülkü Gözen'den Onur Akay'a özel açıklamalar!

Hülya Avşar'ın, Instagram ve Twitter adreslerinden takipçilerine kitaplarını önerdiği yazar Ülkü Gözen, sanatçı ve yazar Onur Akay'a konuştu.

Röportada Ülkü Gözen'in, Amerika'ya yerleştiği ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın akrabası Kâmil Oğuz Şafoğlu ile evlendiği ortaya çıktı. Şafoğlu'nun, ayrıca geçtiğimiz Haziran ayında Amerika'da yaşanan tren kazasında hayatını kaybeden, 13 yaşındaki Reyhan Şafoğlu'nun da babası olduğu ve Türkiye'yi yasa boğan kazada hayatını kaybeden minik Reyhan'ın da, Erdoğan'ın akrabası olduğu öğrenildi. Gözen, röportajda yeni kitabının da müjdesini verdi.

Sivri diliyle beraber sivri kalemiyle de nam yapmış yazar ve şarkıcı Ülkü Gözen, yeni kitabı 'Çay Çiçeği' ile tekrar raflarda yerini almaya hazırlanıyor. Gözen, evlendikten sonra ABD’ye yerleşti ve Stewart soyadını aldı. “Sıra dışı” düşünce ve yaşam biçimi ile dikkatleri üzerine toplayan Ülkü Gözen Stewart2013 yılında ise Onur Akay'la beraber Fox TV'de, 'Yemekteyiz' isimli yarışma programında yarışmıştı.

(Onur Akay ve Ülkü Gözen - Yemekteyiz Yarışması)

Türk sanat müziği sanatçısı ve yazar Onur Akay, uzun zamandır yurt dışında yaşayan yazar Ülkü Gözen Stewart’a merak edilenleri sordu. İşte Stewart’ın yaptığı açıklamalar:

- Eşinizin Türk olduğunu biliyoruz, ancak soyadınızdan dolayı bilmeyenler için bir açıklık getirebilir misiniz?

Elbette. Eşim Kâmil Oğuz Şafoğlu aslen Rizelidir. Yaklaşık otuz yıldır ABD’de. James Stewart da Amerika’daki resmi adıdır. Türk vatandaşlığından çıkmamış bir Amerikan vatandaşıdır.

- “Gözden ırak, gönülden ırak” misali uzakta oluşunuz medyatikliğinize gölge düşürdü mü?

Ben “medyatik” değil “hepyatik”im ve ne gözden ırağım ne de gönülden. Yanlış anlaşılmasın; şımarık da değilim, megaloman da. Cümlemi açmayacağım, zaten gayet açık. Anlaşılması da gönül gözüne kalsın. İlla piyasanın içinde olmam gerekmiyor. Ürettiğim sürece sanatçıyım. Yazdığım sürece de yazarım. Bu kimliklerim ölümsüz. Bedenim ölür ve çürüyüp gider; ürettiklerim değil. Bedenim “sonlu”, ismim “sonsuz”. Kişi olarak “ölümlüyüm”, eser olarak “ölümsüz”. Sorunuzun yanıtına gelince; ne şarkılarım ne de kitaplarım uzaktalar. “Benim” uzakta olan.

- “Sıra dışı” diye tabir ediliyorsunuz. Sizce de öyle misiniz?

Sıra dışı, masa dışı, kalem dışı, kitap dışı, defter dışı, daha birçok şey dışıyım hatta! Sıra içi olmak yapıma ters! Allah insanları sosyal medyada olduğu gibi “kopyala-yapıştır” yaratmamış. Beynim sıra dışı, düşüncemi ifade ediş biçimim sıra dışı, sevgim sıra dışı, hayata, olaylara, konulara, kişilere daha vs. birçok şeye bakışım sıra dışı. Düz ve basit bakmam. Benim bakışımda Aliler topu tutmaz, Oyalar da ip atlamaz. Hiçbir konuda “aynen” diyerek tek kelimelik yorum da yapmam. Aynı fikirde olsam bile şahsıma ait kendi beynimden çıkan cümlelerim vardır. Konu ne olursa olsun “aynen” diyenin kendi kuracağı cümlelerinden oluşacak bir fikri, düşüncesi yoktur. Aynı fikirde de olabilirsiniz, ayrı fikirde de. Ama fikrin çalıntı olup olmadığı kişinin kendi öz cümleleriyle netleşir. Bir de ayrı fikirde olup aynı fikirde olduğunu söyleyen düşünce beyan korkakları var ki, onları es değil, resmen pes geçeceğim! Affa sığınarak...

(Onur Akay ve Ülkü Gözen Stewart)

- Zeki bir kadınsınız. Hazırcevap bir yapınız var. Mizah ve espri anlayışınız yüksek. Size Cem Yılmaz’ın dişisi denilebilir mi?

Cem Yılmaz’ın da dişisi diyen oldu, Mehmet Ali Erbil’in de. Cem Yılmaz’ın mizah kalitesi bambaşka. Zekâsına hayranlığımsa ayrı. Malzeme için zorlandığını hiç zannetmiyorum. O, bizi kendi gerçeklerimize güldürmeyi başaran, ağlanacak halimize güldüren müthiş bir komedyen. Ben de söylenilmeyenleri dile getirip, “ayıp” diye örtbas ettiklerimizi gün ışığına çıkartan mizahımla bir ağacın farklı dalları gibi onunla aynı bahçede meyve vermeye devam ediyorum. Mehmet Ali Erbil ise yine aynı bahçede bir muz ağacı. Potasyum dolu esprileri kas kasılmalarına kesinlikle iyi geliyor, gevşetiyor. Çok severim kendisini. Hem burçdaşız hem takımdaş.

- Mizahi yapınızın alt yapısı yetenek mi, eğitim mi?

Öncelikle yetenek. Eğitim içinse, Müjdat Gezen ve Huysuz Virjin mezunuyum desem neredeyse yeridir. Çünkü kıvrak zekâmla bütünleşen ruhumdaki mizah yeteneğimin temel taşları, çocukluk ve genç kızlık dönemlerinde aynı apartmanda oturduğumuz Müjdat Gezen ve Seyfi Dursunoğlu’ndan oluşmakta. Müjdat amcanın kızı Elif ilk çocukluk arkadaşımdır ve gerek onların evinde gerek bizim evde devamlı oyun oynardık. Müjdat amca oturduğu Daire 10’da Güldürü Üretim Merkezi’ni kurduğu zaman da onların dairesine gitmeye devam eder, yazar, senarist ve güfte yazarı rahmetli Sadık Şendil ile tiyatro ve mizah yazarı Kandemir Konduk’la çalışmalarına kulak kabartır, ruhumu onların mizahları ile beslerdim. O zamanlar Perihan Abla dizisi oynuyordu ve yakından tanıma şansım olmasa da devamlı olarak GÜM’e gelen Perran Kutman’ı da zihnime kazırdım. Daire 6’da oturan Seyfi amca da bazı Pazar sabahları kahvaltıya bize gelirdi. Bu üstatlarla büyümek tabii ki büyük şans. Bu şansın ruhumdaki yeteneğime katkısı çok. Teoride robotum ve bir tiyatro sahnesine konsam çuvallarım, ancak doğaçlamada “gözü kara” tüm mizahımla okyanus derinliğindeyim; ucum bucağım yok.

- Son kitabınız Çay Çiçeği raflarda yerini bulmak üzere gün sayıyor. İçeriğinden bahseder misiniz? Ardından gelen yeni bir kitap var mı?

Çay Çiçeği çıktı, çıkacak, ben de heyecanla bekliyorum. Karizma ve karı’izma erkekler arasındaki farklılığın altını çizdiğim, aslında güzelliklerle dolu bir aşk kitabı. Ardından yeni kitap olmaz olur mu! Şu anda hayal gücümü uç boyutlara taşıdığım bir cinayet romanı yazmaktayım. İlgi çekeceğine inanıyorum.

AZİZ NESİN: "SENİN KALEMİN TAM BİR HUYSUZ VİRJİN"

- Öykülerinde Türk toplumunu ayrıntılarıyla yansıtmış, mizah aracılığıyla günlük olayları, toplumsal aksaklıkları eleştirmiş, Türk edebiyatında çağdaş mizah yazarlığı tekniklerini geliştirmiş, sadece Türk edebiyatının değil, dünya mizah edebiyatının da sayılı isimleri arasında yer alan değerli yazar Aziz Nesin’i, her kitabınızda mutlaka anıyorsunuz. Bağınızı paylaşır mısınız?

Kendisini anmadığım gün yok gibi. Hayatta olmasını çok isterdim. Kalamış’a taşınınca Müjdat Gezen’in dairesine Aziz Nesin yerleşmişti. Babacan tavrı ile okul ödevlerime destek olduğunda yakından tanıma şansım oldu. Dolayısıyla yazılarımı da kendisi ile paylaştım. Yazdıklarımın sıradan ve basit olmadığını, “Ali topu tut!”, “Oya ip atla!” tarzında düz ilkokul cümleleri kurmadığımı, devrik ve uzun cümleleri çok rahat kullanabildiğimi, sıra dışı bir yazar olacağıma dair ışık gördüğünü daha on dört yaşımdayken söylemişti Özel zaman ayırıp yazarlık hususunda “püf noktalar” diye adlandırdığı bilgiler vermişti. Rahmetli Aziz amca “senin kalemin tam bir Huysuz Virjin” diyerek beni keşfeden kişidir. Her zaman gururla dile getiririm. O, yeri asla dolmayacak çok büyük bir kayıp. Nur içinde yatsın.

(Onur Akay ve Ülkü Gözen Stewart)

ACUN ILICALI DA BAĞIŞ YAPMIŞ!

- Yakın zaman önce trajik bir kaza sonucu eşinizin kızını kaybettiniz. Başınız sağ olsun. Eşinizin Amerika’da kızının adına bir hayvanat bahçesi açacağı doğru mu?

Reyhan’ı geçtiğimiz Haziran ayında Virginia eyaletinde tren çarpması sonucu kaybettik. Evlât kaybı tarifsiz bir acı. “Allah kimseye tattırmasın” diyeceğim ancak veren de o, alan da o. Allah’a emanet edip de kapıdan uğurladığınızı o emanet ettiğiniz alıyor. O yüzden diyecek sözümüz, kaldıracak başımız olamıyor. On üç yaşına henüz girmişti. Büyüdüğünde veteriner olmak istiyordu. Adına kurguladığım, elde edilecek gelirin tamamının veterinerlik üzerine eğitim alan ihtiyaç sahibi öğrencilere gideceği trajik bir ölüm hikâyesini kaleme aldım. Elimden gelecekse, bu kitaptan az veya çok, elde edilen gelirle birkaç öğrenciye yardım ederek eşimin kızının adını sonsuz kılabilmeyi dilerim ki başarırım. Acısı asla dinmeyecek, fakat eğer ki eşim arzu ettiği gibi küçük bir hayvanat bahçesi kurabilir, ben de kitap gelirini veteriner olma yolundaki öğrencilere ulaştırabilirsem, kızının isminin yaşaması adına yüreği en azından bir nebze hafifleyecek. Amerika’da bir vefat oldu mu cenaze için elbirliği ile sosyal medya ağı da dahil olmak üzere para toplanıyor. Reyhan’ın cenazesi için yapılan bağışlar Türkiye’ye kadar uzandı. Hatta bağış listesinde Sn. Acun Ilıcalı’nın da ismine rast geldik. Allah eşimin, eski eşinin ve oğlunun, tüm bizlerin yanında maddi, manevi destek olanlardan razı olsun.

"EŞİMİN BÜYÜK AMCASI OLUYOR"

- Eşinizin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la akraba olduğu doğru mu?

Sn. Recep Tayyip Erdoğan eşim Oğuz Kâmil Şafoğlu’nun babasının halasının oğludur. Kısaca eşimin büyük amcası oluyor. Açıklamanın kan bağlı kısmı bu. Hayat bağına göre ise, ne mevkide olursa olsun hiçbir adımını asla ve asla yeğeni olarak değil, kendi ismi ve cismiyle atmıştır. “Cumhurbaşkanı yeğeniyim” diye düşmez, Cumhurbaşkanı yeğeniyim diye kalkmaz. Ne kimsenin adıyla ya da şanıyla, ne de kimsenin yeğeni olmakla boy gösterir! Tabii ki çok seviyor büyük amcasını. Ama ne onun adıyla bir adım atmışlığı, ne de iş kapmışlığı var. Elbette ki yaptığı iş ve projelerde kendisiyle irtibata geçmesi gereken durum ya da onaylar olmuştur; oluyor da. Ama asla yeğeni olarak ne atlar ne de zıplar. O yüzden Cumhurbaşkanının yeğeni değil, sadece eşimdir o! Recep Tayyip Erdoğan, eşim ve ben de dahil olmak üzere tüm Türk milletinin Cumhurbaşkanıdır. Özelde de eşimin büyük amcasıdır. Ve Allah katında herkes gibi o da naçizane ve acizane bir kuldur.

- Son olarak sevenlerinize söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Kıtalar arası beni sevenlerimle buluşturduğunuz için teşekkür ederim. Aracılığınızla buradan her birini kucaklayarak sımsıcak sevgimi okyanus ötesi uzaklıktan “yakinen” yolluyorum. Sevgide mesafe olmaz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.