Hakan Aysev, Onur Akay'a anlattı! Luciano Pavarotti Ankara'dan kovuldu mu?

4 Ağustos 2018 Cumartesi günü, Aydınlık Gazetesi'nde yayınlanan o röportaj:

Onur AKAY
Türkiye’ye operayı sevdirmek için alışılagelmiş kuralları alt üst eden dünyaca ünlü tenor Hakan Aysev, operadaki pek çok tabuyu nasıl bir strateji ile yıktığını anlattı. Operayı magazinlere, televizyon programlarına, hatta reklam filmlerine bile taşıyarak halka tanıtımında büyük bir katkıda bulunan Aysev’le, Atatürk’ün operaya olan ilgisinden, hocası Luciano Pavarotti’nin şehir efsanesi olan Ankara olayına ve yeni AKM’den, günümüz politikacılarının klasik müziğe olan ilgisine kadar, çok özel konuları konuştuğumuz bir söyleşi gerçekleştirdik.


 

Türkiye’de operaya bakış açısı değişti mi sizce?
Türkiye’de, ben bu konuya el attığımdan beri değişti. Opera kavramı tanınmıyor ve nefret ediliyordu. Benim stratejim, evde sabah çocuğuna ve eşine kahvaltı yaptırıp göndererek televizyon karşısına geçen kadınlara, operayı tanıtmaktı ve başarılı oldu. Çünkü kültür sanat programları gece yayınlanıyor. Opera Festivali bile gecenin ikisinde yayınlanıyor.


 

Türk sanat müziği eserleri de gece yayınlanıyor.
Aynı kaderi paylaşıyoruz maalesef Onur Bey. Kim o saate açıp seyredecek. Ama benim söylediğim operalar 2 ay öncesinden doluyor.


 

“ATATÜRK GİBİ BİRİNİ BEKLEMEK HATA OLUR”
Atatürk operaya büyük önem vermiştir. Günümüzde politikacıların klasik müziğe verdiği önemi yeterli buluyor musunuz?
Hayır, politikacılar klasik müziğe önem vermiyor.  Atatürk gibi birini beklemek hata olur. İlk operanın fikri Mustafa Kemal Atatürk’ten doğdu. Özsoy Operası. Şah Rıza Pehlevi İran’dan Türkiye’yi ziyarete geliyor. Devlet Başkanları o yıllarda ya silah ya da at hediye ederler. Onların Tahran’da opera binası olduğundan Atatürk, devlet başkanına kardeşliğimizi gösteren bir opera besteletelim diyor ve Ana fikrini kendi hazırlıyor. Adnan Saygun’u çağırıyor. Saygun o zaman Viyana’da okuyor ve 22 yaşında. Bana 2 ayda bu operayı yapacaksın diyor. Normalde bir operanın bestelenmesi seneler sürer. Adnan Saygun, Özsoy Operası’nı yapıyor ve Atatürk büyük bir şeref ve gururla Ankara’da Şah Rıza Pehlevi’yi operayla karşılıyor ve bu opera size hediyemizdir diyor. Ben bunu Ankara’da anlatırken rahmetli Erdal İnönü ile aynı masadaydık ve İnönü, “Evet bende çocukken locada o operayı seyrettim” dedi.


 

Türkiye’de kültür ve sanat üretiminin kurumlardan başlayarak ciddi bir revizyona uğratıldığını düşünüyor musunuz?
Her dönem iniş çıkışı oldu bu kurumların. Tam şu dönemde oldu diyemem. Türkiye’de ne zaman bir seçim olsa ve yeni kabine kurulsa, en son açıklanan bakanlık Kültür Bakanlığı’dır. Nerde kim açık kaldı ayıp olmasın diye. 6 tane şehirde opera binası var. Gönül bu kurumun daha çok desteğe sahip olmasını istiyor. Opera sanatçılarının maaşlarını düşündüğümüzde bugün bir yönetici asistanı kadar bile almıyorlar. Time Dergisi’nin bir araştırması var, dünyada en zor ikinci meslek opera. Birincisi meslek maden işçiliği, ikinci meslek opera sanatçılığı, üçüncü meslek beyin cerrahlığı…



 

Çok fedakârlıklar yapmak zorundasınız diğ mi?
Korumalı bir evde oturmalısınız çünkü her gün çalışmak zorundasınız ve binada oturan kişilerin rahatsız olmaması lazım. Aracınız olmak zorunda çünkü sizde sahne sanatçısısınız, sizde bilirsiniz, toplu taşım aracına bindiğinizde arkadaki aksırdığında 1 ay mesleğinizi yapamazsınız.


 

Kültür ve Turizm Bakanlığı opera CD’si yapıyor mu?
Hayır. Çok büyük bir eksiklik, tabii ki yapmalı. Türkiye’de yapılmış ilk opera CD’sini ben yaptım.


 

Sahneye koyduğunuz operaların kayıtları yapılıyor mu?
Yapılıyor. Yurt dışında da oynadığım tüm operaların kayıtları var. Türkiye’de yaptığım eserlerinde hepsi Devlet Operası’nın arşivinde saklı.


 

“PAVAROTTİ’Yİ HAMAMA GÖTÜRMÜŞLER”
Pavarotti Ankara’dan kovuldu mu?
Şehir efsanesi bu! 1963 yılı Pavarotti daha genç ve Ankara’ya geliyor. Operadaki gençler Pavarotti’yi Ankara’nın havası kuru diye hamama götürmüşler ama hava çok soğuk. Hamamdan çıkınca hastalanmış ve performansı beklenilen kadar parıldamamış ve bir daha da çağırmamışlar, sebep bu.
Pavarotti ile unutamadığınız bir anınız var mı?
İlk karşılaşmamız. 45 saniye sadece göz göze kalıp onun benim başımı alıp göğsüne yaslaması, “Hey ben Luciano sen kimsin.” dedi. 3 sene beraber çalıştık o bana ‘spagetti’ tarifleri öğretti, ben ona ‘imam bayıldı’ yapmayı öğrettim. Ayrıca Viyana’da kendisine ‘çiğ börek’ yapmıştım. Bayılırdı Türk yemeklerine…


 

“AYAKTA ALKIŞLADIM”
Yeni yapılacak olan Atatürk Kültür Merkezi’nde 2 bin 500 kişilik bir opera salonu var…
Ben AKM konusunda en çok tepki veren sanatçıların başındaydım ama çok beğendim. Beklediğimin çok üstünde bir yapı olmuş. 2500 kişilik bir opera sahnesi İstanbul’a yakışan bir sahne. Keşke daha önce çözülseydi bu problem.  2012 Dünya Başkenti’ne bu kültür merkezi ile girseydi İstanbul. Gönül bunu isterdi. Benim canım çok yanıyordu. İstanbul gibi bir metropolün kültür merkezi olmadan devam ediyor olması çok kötüydü. Bence gayet pozitif ve pozitif olan şeyleri de alkışlamak lazım. Benim için en önemli tarafı adının Atatürk Kültür Merkezi olarak kalmış olması. Ayakta alkışladım ve Cumhurbaşkanını da tebrik ettim. AKM’nin yapılmasını samimi bir pozitif dönüş olarak görüyorum.


 

Antalya’da Hakan Aysev Akademi Okulu’nu açtınız. Biraz anlatır mısınız?
Küçük bir konservatuvar gibi. Onun yanında bir de ‘Hakan Aysev Sahne’ açtık. Orada hafta sonları sahneye çıkıyorum, sizi de sahneye bekliyorum Onur Bey. Her telden söylüyorum. Tanju Okan’dan Müslüm Gürses’e ve Yıldırım Gürses’e kadar.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.