Fulden Uras: "Ölüm tehditleri alıyorum"

Fulden Hanım sağlık durumunuz hakkında internette yüzlerce haber var. Şu an sağlığınız nasıl?

Gayet iyiyim sadece şöyle bir problemim var. Göğsümde tanımlanamayan bir virüs, üç dört saatte bile oluşabiliyor. Tamamen bağışıklık sistemimim çökmesi ve moralle de çok alakalı. Bir kitle böyle 10-11 saatte büyüyüp beni ameliyat olmaya kadar getiriyor. O çözümlenmedi hala onun dışında sağlığımda bir problem yok. Çok şükür, onu da inşallah atlatacağız.

11 KERE GÖĞSÜMDEN KİTLELER ALINDI”

Tanımlanamayan bir cisim olması garip değil mi?

Bir ameliyatım sırasında virüs almışım. O vücudun belli yerlerinde enfeksiyona yol açıyor. Bu yüzden sağ göğsümde kitleler oluştu. 11 kere göğsümden o kitleler alındı.

“YENİ KARDEŞLERİM OLMAZSA BİZ DE OLMAYIZ”

Size ilk röportaj teklifiyle geldiğimde yardımcı olacağınızı söylediniz. Röportaj vermek istemeyebilirdiniz. Beni neden başınızdan savmadınız?

Sizler olmazsanız yeni yeni insanlar, kardeşlerim gelmezse biz de olmayız.Ayrıca ben bu işin okulu olmasını özellikle basın adına çok önemsiyorum. Sanat camiasında elbette ki yeteneği olan alaylı isimler var. Alaylı gazetecilerimiz de var. Eskiye nazaran şu anda bu işin eğitimi alan daha fazla insan var. Sizlerin başımızın üzerinde yeriniz var ki bu meslek devam etsin. Bizler de derdimizi sıkıntımızı ve mutluluğumuzu halkla ulaştırabilelim.

“HAYATIM BOYUNCA İNSANLARIN DUASINI ALMAK, BENİM İÇİN DAHA KIYMETLİ OLDU”

Ben sizin yaptıklarınızdan hareketle maneviyata değer veren birisi olduğunuza dair bir çıkarım yaptım. Bu doğru mudur? Ayrıca maddiyata bakışınız nasıldır?

Elbette ki para hayatımızın her köşesinde var, olmadan olmuyor. Ama hayatında dengeleri sağlam kurarsan ve şunu motto edinirsen: bu dünyadan giderken hiçbir şey götüremeyeceğini ve ne kadar fazla insana faydan olursa öbür dünyaya gittiğinde o insanlara çok ihtiyacın olduğunu en azından arkandan dua edecek insanlar bıraktığını içinde hissedersen zaten öyle yaşıyorsun. Yoksa 20 tane daha evin olmuş, 30 tane daha araban olmuş aman ben uçağımı da değiştireyim gibi şeylerle yaşamaktansa insanlara faydalı olmayı, onların duasını almayı hayatım boyunca kıymetli buldum.

“ÖLÜM TEHDİTLERİ ALIYORUM”

Yaptığınız işler dolayısıyla da belalı tiplerle de birçok kez karşılaştınız. Bu tür haberlerle gündeme gelmek sizi rahatsız etmedi mi?

Elbette rahatsız ediyor ama karşı tarafın hoşuna gidiyor. Düşünsene ellerini kelepçeli bir adam muhabir soruyor sabıkanız var mı evet var eskiden diyor. Haber de şöyle bir haber 30 sabıkası olan bir adam. Allah kimseye yaşatmasın yüzsüzlüğün bu kadarı diyorum. Maalesef ölüme kadar tehditler alıyorum. Bu nasıl bir gözü dönmüşlüktür ki bir insanı ortadan kaldırıp tek el olabilmeye çalışmak. Bu ismini anmak istemediğim kişinin hala sosyal medyadan şiddeti artarak devam ediyor. Önce Allah’ın gücüne sonra da adalete sığındık. Emniyete başvurduk gereken her şey yapılıyor. Valilik tarafından koruma kararı onaylandı. İşlemler sürüyor. Yakın bir koruma verilecek bana bekliyorum.

“SEDA ADAMIN ARKA PLANINI BİLSEYDİ PROGRAMA BAĞLAMAZDI”

Seda Hanım’ın programına telefonla bağlandınız. Susma hakkınızı da kullanabilirdiniz?

Şöyle bir şey var Seda Hanım benim annemin arkadaşı, orada konuşmamak onu esip geçmek olurdu. Seda ne zaman çağırsa biz programlarına gider, şarkılarımızı söyleriz. Bizim Seda’ya her zaman ihtiyacımız var. Onun da bir anlamda bize ihtiyacı var çünkü evlendirme programlarını bırakıp müzik, eğlence programına döndü ki doğru olanı yaptı. Seda adamın arka planını bilseydi o adamı oraya bağlatmazdı. Malum kişi programa çıkabilmek için her şeyi yaptı. Ama ben durumu anlattığımda Sayan, olayı anladı ve bir daha da adamı ciddiye almadı.

Size “iyilik meleği, kanatlı melek” vb. sıfatları yakıştırıyorlar sizin kanatlı fotoğraflarınızı paylaşıyorlar. Bu durumdan memnun musunuz?

Kim olmaz ki? Şöyle de bir şey var biz 2 sene önce Ayşe Arman’la bir röportaj yaptık. O fotoğrafı Ayşe tasarlattı. Bizim de hoşumuza gitti. Hatta bizimle ilgili birçok yapılan organizasyonda ilk gördükleri fotoğraf o olsa gerek, çok kullanıyorlar.

Petek (Dinçöz) Hanım’la kuzen olduğunuzu herkes biliyor. Görüşüyor musunuz? Nasıl bir ilişkiniz var?

Tabii ki görüşüyoruz. Şu an çocuğu var çok sık görüşemesek de iletişim halindeyiz. O da meşgul ben de meşgulüm. Düşün Yalova’da bir merkezim var buraya bile haftada 1-2 gün uğrayabiliyorum. Sürekli şehir dışındayım ve gitmem gereken çok fazla yer var. Keşke birkaç tane benden olsa da sabah evden beraber çıksak… (Gülüyor)

“İLK DİZİMİN İLK BÖLÜMÜNDEN SONRAKİ GÜN SOKAKTA TANINIR OLDUM”

Lisede yüz güzeli seçildiniz. Yarışmaya katılmaya nasıl cesaret ettiniz?

Ben cesaret etmedim. Teyzem yarışmaya resimlerimi yollamış, beni ağlaya ağlaya götürdüler. Birinci oldum sonra aniden hayatım değişti. 12 filmlik bir anlaşma yaptım ki iyi ki yapmışım Türkiye’nin en değerli prodüktörlerinden ve yönetmenlerinden biri Türker İnanoğlu, zaten onun projelerinde yer almak, şöhret olmak demekti. Ben yarışmadan hemen sonra şöhret oldum. Ne olduğumu bile anlamadım. O zaman tek bir kanal vardı TRT, Ahmet Özhan’la birlikte dizi çektik dizinin ilk bölümü yayınlandı ertesi gün sokağa çıktığımda beni herkes tanıyordu. Bizim böyle bir şansımız oldu ama şimdikilerin öyle bir şansı yok.

Şimdi meşhur olmak daha mı zor?

Birçok kanal var hem de köşeler kapılmış ve kimse yerinden kıpırdamak istemiyor. İsimleri arka arkaya koy hiç 20’li yaşlarda bizim starımız var mı? Yok. 30 yaşına geldiğinde bence popstar olmamalı, çoktan oturmuş olmalı. Çünkü bizim gibi 16-18 yaşında başlamadılar. Yani o yaşta şu an bir Aleyna Tilki var.

TARKAN: EFSANE!”

Hazır starlar demişken. Sizce Tarkan?

Efsane, hep olmalı.

Sizi şarkılar mı tanımlıyor filmler mi?

İkisi de, sahnede olmak da çok güzel bir şey ama kalıcılığı olan bir şeyi bırakmak da güzel.

“Alkışlar olmasaydı yaşayamazdı” annenizin lafı! Alkışlar olmasaydı ne iş yapacağınızı düşündünüz mü?

Ben hep halk kahramanı olmak istedim. Annem o lafı söylerken şunu düşünmemiş. Annemi kaybedeli 9 ay oldu. Hep annem ölürse ben yaşayamam diye düşünürdüm. Şuanda ilgilendiğim çocukların ve ailelerinin duasıyla ayaktayım. Amacım annemin amel defterini açık bırakmak. Gerçekten bu ilmi okumuş hocalarla konuşuyorum. Hepimiz öleceğiz nasıl olsa kavuşacağız diye yaşıyorum. Evet, alkışlar çok önemli hayatımda. İlla alkış olması gerekmiyor, bir tebessüm, küçücük bir çocuğun bana yolladığı ses kaydı ya da videosu bile benim için en büyük alkış.

KELEBEK ÇOCUKLARLA ZEYNEP ILICALI SAYESİNDE TANIŞTIM”

Hayaller gerçek olsa derneğini kurmaya nasıl karar verdiniz?

Ben anneannemi kangren hastalığından kaybettim. İki bacağı da kesilecek durumdaydı. Fakat 86 yaşındaydı ve bacakların kesilme ihtimali yoktu. O dönem biz yara bakımını öğrendik. 3 ay boyunca anneanneme prensesler gibi baktık. Anneannemi kaybettikten 15 gün sonra Zeynep Ilıcalı’nın yolladığı fotoğrafla kelebekler hayatıma girdi. O çocuğa özel hastanede bir sponsorluk ayarladım. Bu haber oldu haber olunca Türkiye’nin dört bir tarafından aileler beni aramaya başladı. Ben de kelebeğim, benim de kelebeğim var gibilerinden. Bir hafta içinde 35-40 sayısına ulaştık. Yakın etrafıma da söyledim çocukları sahiplensinler diye. Ama inanılmaz pahalı bir hastalık. Herkes bu taşın altına elini koymak istemedi ve ortak bir kararla dernek oluşumuna gitmekte fayda gördük. Derneğimiz bu şekilde oluştu ve Kasım 2015’te kuruldu.

“İyilik pahalı bir şey değildir” cümlesinin sizdeki yerini bana açıklar mısınız?

İyilik pahalı bir şey değildir, ettiğiniz bir dua bile bilemezsiniz kime ne kadar iyi gelir. Hiçbir şey yapamıyorsak dua edelim derim ben. Bu da bir iyiliktir. Bir çocukla oturup oyun oynamak, bir yaşlıyı veya gözleri görmeyen bir insanı karşıdan karşıya geçirmek bunlar pahalı değil hepimizin yapabileceği şeyler. Sadece farkında olmak lazım…

“BEN MAGAZİN MALZEMESİ DEĞİLİM”

Oyunculuğa neden devam etmediniz?

Ben o kapıyı biraz kapattım galiba. Bizim dönemimizde şartlar ağır, emek yüksek ama para azdı. Şu anda yine şartlar çok çok ağır ama büyük paralar dönüyor. Hakikaten her türlü değer. Ama ben şansımı müzikle değerlendirmek istedim. Bir hayır dersin iki hayır dersin üç hayır dersin. Bir de ben magazinsel bir insan değilim. Hayat arkadaşım 12 senelik, gittiğim kuaför 10 senelik. Yani benim alışkanlıklarım var ve o alışkanlıklardan zor vazgeçerim. Ben arabasıyla bile duygusal bağ kuran biriyim. Şu an fark ettim ben enteresan biriyim. (Kahkaha Atıyor)

“YENİ ŞARKIM ANNEMİN VASİYETİ”

AYLA ÇELİK’LE BİRLİKTE GELİYORUZ”

Peki ya müziğin neden devamı gelmedi?

İlgilendiğim sosyal sorumluluk projesi hayatımın o kadar çok saatini alıyor ki vakit bulamıyorum. Anneciğimden bana bir vasiyet kaldı. Vefat ettikten 2 ay sonra çiçekler güller arasında buldum, annem benim için bir şarkı dilemiş ve yazmış. Bunu gördüm ve Sevgili Ayla’ya söyledim. Ayla, benim durumuma uygun öyle güzel bir şarkı yaptı ki Ekim ayında single olarak çıkaracağım. Ayla beni bir proje olarak almış, şarkıyı yapmış, klipte giyeceğim kıyafete, yiyeceğim yemeğe kadar düşünmüş hatta ikinci şarkımın müziğini bile yapmış. Artık bırakmayacaksın çünkü ne kadar göz önünde olursan bu çocuklara daha faydan dokunur dedi. O yüzden inşallah Ekim ayında Ayla Çelik şarkısıyla geliyoruz.

Fulden Uras by Somay” farklı bir alan, işletmecilik fikri nasıl doğdu?

Aslında farklı bir alan değil kendisine bakan, dikkat eden her erkek ve kadının sürekli gittiği yerler ve kendini bırakmış bir Fulden ben hiçbir zaman olmadım. Güzel kadın olarak anılmak, şahane bir şey tabii ki bunu çok abartmadan bir takım küçük müdahalelerle bunu başarabiliyoruz. Benim nişanlımın yengesi Somay, çok uzun zamandır bu işi yapan biri. Yalova’da bir güzellik merkezi zaten vardı. Burak, Somay ve abisi karar vermişler bana da teklif ettiler. Ben de çok uygun buldum. Nasılsa çok vaktimi alacak bir şey değil ve sağlam, ciddi bir ekibimiz var. Markamı zedeleyecek bir şey de olmadığı için “Fulden Uras by Somay” doğdu.

Yeni şarkınızın detaylarını öğrenebilir miyiz?

Şarkı duygusal, insanlar tatile gidecekler yeni aşklar yaşayacaklar, ayrılacaklar ve benim şarkımı dinleyecekler.

Fulden Hanım çocuklarınızın acısını bir nebze de olsa dindirebildiğinizde neler hissediyorsunuz?

Hayatımda aldığım en büyük alkış. Bu tedavisi olmayan bir hastalık ve Türkiye’de nadir hastalıklar bölümüne giriyor.

“BENİM EN BÜYÜK ALKIŞIM ÇOCUKLARIMIN SEVGİSİ”

Kelebek çocukları gördükçe bu zamana kadar hiç şükretmemişim dedim. Siz nasıl dayanıyorsunuz?

Ben seminerlere gittiğim zaman bu konunu altını çiziyorum. O kadar önemli ki sabah uyanıp, ayağını yataktan atabilmek, banyona gidip yüzünü yıkayabilmek, yüzünü yıkayacak parmaklarının olması. Bu çocuklarda bunlar varken sonradan kaybediyorlar. Hastalık ilerledikçe ve bakımlar doğru yapılmazsa kaybediyorlar. Olan bir şeyi kaybetmek daha zor! Bu yüzden onların ameliyatları olsun, pansuman malzemeleri alındığındaki mutlulukları olsun, bir telefonla dünyanın en mutlu çocuğu olup, Fuldişim, aşkım deyip bana videolar atan çocuklar olsun... Hani alkış diyordun ya benim hayatımdaki alkış boyut değiştirdi. İşte bu çocukların sevgisi benim en büyük alkışım…

Peki bu konudaki eleştirilere ne diyorsunuz?

Bana ilk başladığım zaman 3 sene önce reklam yapıyorsun dediler. Yaralı bir çocuğu kucağına alıp hastaneye yatırmanın nasıl bir reklamı olur ki? Ayrıca o reklam bana ne getirir? Çünkü yeni albümüm ya da filmim yok. Neden reklam yapayım? Kuma başımı gömmüş, unumu elemiş köşemde oturuyorum. Nasıl bir reklama ihtiyacım olabilir? Sonra dedim ki niye üzülüyorsun Fulden? Kalk, silkelen. Herkes reklam yapsın. Ama herkes şu hastalığı duyurmaya çalışsın. Hiç olmazsa hastanede bu doğumlar olduğu zaman doktorlar, hemşireler ve sağlıkçılar daha bilinçli olsun. Bizim en zor işimiz doğar doğmaz başlıyor çünkü daha doktorlar hastalığı tanımıyor. Bir doktor kadar bilgili oldum. Keşke tıp okusaydım diyorum, hayalimdi. Ama yine de sağlıkla ilgili bir şey yapıyorum. Belki de hayalimi bu şekilde tatmin ediyorum.

“AJDA HANIM’IN HAYRANIYIM”

Fulden Hanım Ajda hayranı bir genç olarak, bana neler söyleyebilirsiniz?

Ekol… O artık bir yerde değil, çünkü hepimizin çok üstünde. Bir acayip yani. Hepimizin fiziğine, kıyafetlerine, acaba ne giyecek, saçını nasıl yapacak, hangi takıları takacak diye baktığımız bir Süperstar. Tam lakabına layık bir sanatçı… Ajda Hanım’ın acayip hayranıyım.

Sizi takip eden herkes milliyetçi olduğunuzu bilir. Bizim de içinde bulunduğumuz savaş için neler söylemek istersiniz?

Türkiye’de yaşayan ve milliyetçi duygulara sahip olan herkesin kalbi Afrin’de attı. Dualarımızı her gece yatarken ve her sabah kalkarken onlar için ettik. Allah güç versin asker kardeşlerimize…

“HATAY’A DAVET EDİLMEDİĞİM İÇİN ALINMADIM”

Sanatçıların içinde bulunduğu moral gezisinde olmak ister miydiniz?

Davet edilmedik ama ben buna alınmadım. Çünkü daveti düzenleyen menajerle benim bir bağlantım yok. Ben o gün iki tane jandarma dolaştım. Zekeriyaköy Jandarmasına gittim oradan çıktım Sarıyer Jandarmasına gittim. Ha Afinde’yim ha Hatay’da ha İstanbul’da fark etmiyor ama devletimin askerimin yanındayım. Önemli olan yer değil yürektir, varlığını hissettirebilmektir.

Fulden Hanım, İsmail’e hayatı boyunca unutmaması gereken neler söyleyebilirsiniz?

İsmail, her şeyini unut ama vicdanlı olmayı unutma!

Sorularımı beğendiniz mi?

Çok beğendim, gerçekten çalışmışsın. Genç meslektaşlarına da buradan bir öneri olsun. Bizim gibi sanatçılara röportajlara gittikleri zaman birazcık bilgi sahibi olup gelirlerse biz de üzülmeyiz çünkü biz bu işe emek verdik. Google denilen bir şey var eskiden yoktu akıllarından hazırlanırlardı, hâlbuki yarım saat evvel internete girdikleri zaman bu kadın ne yapmış ne yapmamış kaç albüm çıkarmış kaç filmde oynamış görecekler. Bu yüzden seni tebrik ediyorum. Yolun açık olsun.

“YALOVA GÜZEL ŞEYLERİ HAKEDİYOR”

Güzellik merkezi için neden Yalova’yı seçtiniz?

Yalova çok güzel bir memleket, güzel şeyleri hak ediyor. Artı Burak’ın yengesinin işletmesi daha önce burada olduğu ve ben de sürekli başında duramayacağım için yakın, ulaşımı kolay bir yerde olsun istedik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.