Şükran, aşkın bir yalnızlıktan, bir başka yalnızlığa, sığınmak olduğunu henüz bilmiyordu. Kalbini aklıyla anlayamazdı. Giden mi kazanacaktı kalan mı bilmiyordu. İçindeki öfkeyi bastırmak ister gibi başını ellerinin arasına aldı, "Aşk adaletsiz bir acı," diye söylendi. Şükran’ın ne aşk hayatı, ne de sosyal hayatı keyifliydi, aradıklarını kimsede bulamamıştı, buldukları aradıkları değildi. Aşkı tanımayanla aşk yaşamak, hayatın en gaddar yanıydı. En akıllı kadınlar bile, kalbinin sesi tarafından kandırılabilirdi. Şükran'ın ruhunda batan güneş zalimin yüzüne nasıl doğacaktı? Şükran, soğuk yatağına girerken düşünceliydi, kafası karışıktı. Karanlıkta evine gelen sevgilisi, sabah olmadan gidiyordu. Bunca yasakları delmeye değer miydi? Belki de bu yasaklardı çekici olan. Mümkün müdür aşkı, yarasalar gibi karanlıkta yaşamak? Ölüler bile mezarlığa gündüz gömülürken, aşk neden karanlık gecelere hapsoluyordu? Şükran, bu yasaklara boyun eğerek yaşayabilecek miydi? Adam evliydi... Ya duyulursa? Kanser bile, bu iki insanın sevişmesi kadar tehlikeli ve lanetli değildi. Keşke sırları, pencereleri kapatmakla gizlenebilecek kadar kolay olsaydı. Öyle bir an geldi ki Şükran'ın hayatının akışı, depremlerle, heyelanlarla, doğa olaylarıyla yön değiştiren nehre döndü. Yalnız bir kadın düşünün, sevdiği adamın koynuna usulca sokulmaz mı? Başını göğsüne koyup, kalbinin atışını dinlemez mi? Dudaklarına teslim olup alev alev yanmaz mı? Yanar yanmasına da yüreği tutuşurken, beyninde endişeler vardı. Bir erkeği sevmenin ne demek olduğunu bilirsiniz. Çılgın bir aşktan doğan her türlü tehlikeyi göze almanın, bütün dünyayı unutmanın ne demek olduğunu da bilir misiniz? Akıl baştan kalbe indiğinde nelerin yaşanacağını da bilir misiniz?

Sevgili okurlarım, Nevres Kırdar Pfister'in romanından bir kesit aktardım sizlere. Bu günlerde hayli efkârlıyım. Bülbüller gibi, şakılarımız, müziklerimiz sustu. Tiyatrolarımız öksüz kaldı, sinemalarımız yetim... Koronadan dolayı, hasta, üzgün kayıplar vermiş olanlara iyi gelecek bir söz, bir teselli, bir melodi arıyorum. Dönüyorum dolaşıyorum Nevres Kırdar Pfister'in romanlarında buluyorum teselliyi. Yayınlanmayı bekleyen kitabını okudum. Beni Orta Doğu ve Balkanlar'da gezdirdi. Dilerim en kısa zamanda yayınlanır. Sanat hastalıklara, yalnızlığa iyi gelir. Alır götürür bambaşka diyarlara, özgürleştirir bizi. Yukarıda alıntıladığım roman hakkında Nevres Kırdar Pfister ile aramızda geçen konuşmaları, sizlerle paylaşmak istiyorum:

"İçinde müzik olan bir roman yazamaz mısın Nevres?"

Gülüyor, "Onu değerli müzisyenlerimiz yapabilir ancak."

"Her şeyin yolunda gittiği, şeker gibi bir roman yazsan... "

"Hayat şeker gibi değil ki. Sağ gösterip sol vuruyor."

"Bunca çelişkiyi, aksiyon sahnelerini ve sosyal konuları renkleri soldurmadan anlatırken, neler hissediyorsun?

" Beynim geviş getiriyor. "

"Romanlarınla, şöhret olmayı hayal ediyor musun?"

"Şöhret afettir. Ama iz bırakmak isterim. Biliyorsun, senin ısrarınla, sanırım on üç yıl önce, İLESAM'ın düzenlediği öykü yarışmasına bile kendi adımla değil kızımın adıyla katıldım. YOKUŞA DOĞRU öykümle birincilik ödülü kazandım. Benim için en büyük ödül, kitaplarımı para verip alan okurlarım, param boşa gitmedi, tat aldım, anladım, zevk aldım, beni tanımadığım dünyalara götürdü. Zihnimi, ufkumu açtı, yalnızlığımda yoldaş oldu demeleridir. Okurlarım romanlarımı okurken, ben devreden çıkarım, onları roman kahramanlarıyla baş başa bırakırım."

"Teşekkür ederim Nevres."

Sevgili okurlarım, Korona döneminde hayatlarını kaybeden müzisyenlerimizi saygıyla anıyorum. Sıkıntı içinde olan müzisyenlerimize, tiyatro ve sinema sanatçılarımıza sahip çıkalım. Sanatçılarımız olmazsa kör ve kötürüm oluruz... Öksüz kalırız, yetim kalırız... Acılarımızın yasını, şarkılarla, türkülerle, romanlarla tutarız. Depresyondan sanatla çıkarız... Yani sanat olmazsa yaşayamayız, ölürüz... Sanatçılar kolay yetişmiyor. Onları koruyup kollamalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.