Bir yüzü içinde binlerce renk barındırır, cıvıl cıvıldır, çocuk gibidir hatta.

En ufak bir sevinçte mutluluklara boğulur, hüznünü saklar her daim, kimse görmez gözyaşlarını, göstermez çünkü.

İçinde yaşamayı yeğler üzüntüsünü, kırgınlıklarını ve neşe saçar etrafına.

Bundan sebeptir ki etrafındakiler onun enerjisini, gücünü, yaşama bağlılığını, azmini örnek alır kendine.

Ve diğer yüzü...

Diğer yüzü acıdır, gözyaşıdır, öfkedir. Elindeki oyuncakları alınmış, parçalanmış bir çocuğun gözündeki yaş, yüreğindeki sızı gibidir o yüzü.

Öteki yüzü güneş iken bu yüzü kara deliktir sanki. Okyanusun derinliklerindeki bir canlının kuma gömülmesi, kayaya tutunması, kendini saklamasıdır her şeyden.

Fırtınalar kopar da yine de eyvallah etmez kimseye!

Ve bilir insanın insana en iyi dostu yine de kendisidir.

Ve bilir acı da sevinç de kardeştir bu hayatta. Mutlak mutluluk olmadığı gibi mutlak bir acı da yoktur aslında. Mutlak olan şey ya kabulleniş ya da serzeniştir. Kimi zaman kabullenir kimi zaman hiddetlenir. Bu durumda bu da mutlak değildir o halde.

Yaşam budur işte.

Durağan olmayan, sürekli akışkan, değişken bir süreç…

Doğum, yaşam ve ölüm üçgeninde...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.