Hayatımızı doya doya yaşayalım...

Bu söz sizlere neyi anımsatıyor? Veya ne anlam taşıyor?

Bazılarımız için hayat bir kez yaşanıyorken, bazılarımız içinse dikkat ederek ve güzel yaşanmak isteniyor. Sizler hangi kategoriye girmek istersiniz onu bilemem sevgili okurlarım ama ben dikkate alarak, dikkatli bir şekilde yaşamak isterim sonu olan hayatı...

Hayatın gerçekleri vardır can yakan, acı veren. Yine de yaşamayı severiz her şeye rağmen. En büyük gerçek ölümdür. Bu gerçeği bilerek yaşarız fakat ölecekmiş gibi yaşamayız. Sevdiklerimizi kırarız, sanki yarına çıkma garantimiz varmış gibi. Bir saat sonrasını bilemezken, hayatı hafife alarak yaşıyoruz çoğu zaman. Genç nesillere nasihat verenler genellikle şu cümleyle karşılaşır: “Sen karışma, hayat benim hayatım” Evet, hayat onların hayatı… İstedikleri gibi yaşayabilirler fakat biz yetişkinlerin tek isteği gençlerin bizim daha önce düştüğümüz hatalara düşmemelerini sağlamak. Bilinçli bir yaşam sürmelerini sağlamaktır...

Gerçeklerini kabul etmek zordur hayatın... Her dağın ardında kar yağar sonrasında ise güneş doğar, kar erir. İnsanoğlu da dağa benzer. Ardında ne dert ne hüzün gizlidir. Sabır ise güneş misali eritir dertleri hüzünleri yavaş yavaş. Yeter ki bir dağ kadar sabırlı olalım. Kar dağın gerçeğiyse sıkıntılarımız da insanların gerçeğidir. Yağmur bereketlidir ya hani sıkıntılarımız da bizlerin, bedenlerimizin bereketidir. Onlar sayesinde Allah’a yaklaşır, dua ederiz. Sıkıntılarımızdan kurtulmak için avuç içimizde ne varsa semaya yöneltip Arş’ı Ala’ya göndeririz. Bizleri saran sıkıntılar dua etmemize tek sebep. Bazı insanlar “Allah bizi sevseydi bu kadar dert, tasa vermezdi” diyor. Hiç yüce Allah sevmediği kişiye cennetini vaat eder mi? Mesela sıkıntılı bir Yahudi gördünüz mü?

Hayatları zorluk ve sıkıntılarla geçen kesim ise engelli bireyler. Onlar hayatı bedenlerine hapis etmiş, yaşamlarını kâh eve kapalı, kâh tekerlekli sandalye üzerinde ya da mimari yapı nedeniyle engellerle mücadele ederek sürdürüyorlar. Her şeye rağmen hayatı gerçekleriyle kabullenmiş, her zorluğa göğüs germeğe çalışarak yaşayan engellilerimiz. Onlardan başkası bilir mi hayatın güzelliklerini? Hayatın güzellikleri demişken, görme engelli arkadaşlarımızı da unutmayalım. Renkli hayatları yok. Onlar için her yer siyah. Mesela yağmurun ardından gökkuşağını göremiyorlar. Bahçedeki çiçekler hiçbir zaman renkli olmadı, belki de hiç olmayacak. Ama şuna inanın hayatı severek yaşıyorlar ve yaşamın kendilerine sunduğu şeyleri kabul ederek bir yaşam sürdüyorlar. Hayatın gerçekleri acı fakat nefes alabiliyorsa bir insan, acı ne kadar acı olsa da mutlaka o acının tatlı bir yanı vardır...

Hissedebilene...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.