Ortaokul son sınıfındayım. Babam yaz tatilinde boş durmayayım aile bütçesine katkıda bulunayım diye, beni Ulus’ta bir elektrikçinin yanına çırak verdi.
İş hayatımda ilk günüm. Öğlene kadar çalıştım. Öğle tatili olduğunda tüm çalışanlar sefer taslarını çıkararak yemeklerini yemeye başladılar.
Tayfur abi, “Gel yemeğim az ama bölüşürüz.” dediğinde “Ben dışarıda yiyeceğim." diyerek dışarı çıktım

Ulus’u hiç bilmiyorum.

Ayaklarım beni itfaiye meydanına götürdü.
Sokakta kaynayan kocaman tencerelerden güzel yemek kokuları geliyordu. Tahta masa ve iskemlelere oturan gariban kılıklı adamlar çorbalara kaşık sallarken somun ekmekler ağızlarını dolduruyordu.

Cebimde elli kuruş param vardı.

Akşam eve dönüş paramdı.

Şişman ahçı elindeki kepçeyle bakır sahanlara pirinç çorbasını dolduruyor, bir garson dağıtıyordu.

Garsona yaklaşarak, ”Abi çorba kaç kuruş?” dediğimde, “Ekmek dahil yetmiş beş kuruş” dedi. Elim cebime kaydı. Cebimde sarı iki adet yirmibeş kuruş vardı. Akşama eve dönüş dolmuş paramdı.

Karnım açtı ama akşama kadar işte aç çalışamazdım.

"Bana elli kuruşluk verebilirmisiniz?" diye sorduğumda, aşçıyı gösterdi, “Git ona sor, verirse verir” dedi.

Sormaya cesaret edemedim, arkamı dönüp işyerime yöneldim.

Ensemden kocaman bir el yakaladı, arkaya doğru benim vücudumu çevirdi.

”Parası olmayandan para almıyoruz, duasını kabul ediyoruz.” diyerek beni bir masaya oturttu.

Çorba çok sıcaktı. Çorbanın içine ekmeği doğrayıp soğutarak yedim.

Şişman aşçının yanına giderek elimdeki tüm paramı uzattım.

”Koy o parayı cebine, benimde senin gibi üç oğlum var.” dedi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.