Merhaba sevgili okurlar…

Şu koronalı sıkılmış günlerimizde güneşin ve gökyüzünün aydınlığının tadına sıcacık, samimi bir röportaj hazırladım sizlere.

Mütevazı, iyi kalpli ve çok cana yakın bir güzel kalp daha aşağıdaki satırlarda sizi bekliyor. Tereddütsüz ve egosuz mesajımı yanıtlayan ve davetimi kabul eden, insanı sıkmayan açıklamaları ve içten yanıtları ile sizi de kendisine hayran bırakacak genç bir sanatçı arkadaşımız. Hem güzel tespitleri, hem hayatı, hem de doğal üslubu ile hayran kalacaksınız…

Aşka inanan, duygusal gerçek bir sanat insanı…

Yolu açık olsun.

Kırmadığı için teşekkür ediyorum tekrar.

E hadi başlayalım.

Ferid seni tanıyabilir miyiz? Şöyle uzun uzun…

Öncelikle teşekkür ediyorum davetin için. Ben Ferid, Azeri kökenliyim, 1989 doğumluyum. 6 yıl oluyor İstanbul’a taşınalı. 4 kişilik bir aileden geliyorum. 10 yaş büyük ablam var. Ailem meslek olarak sanatçılık yapmasa da sanatsal bir aile ortamında büyüdüm. Gitar ve piyano çalan, aynı zamanda ikinci mesleği ressam olan bir baba, edebiyat hocası bir anne, piyanist bir abla ile beraber büyüdüm. Hayata bakış açım çok karmaşık. İyiliğin gücüne inanan biriyim. Egoya, her türlü ayrımcılığa ve bu gibi insanoğlunun gelişmesine engel olan bir sürü gereksiz yüke karşı olan, çocukluktan beri evreni, var oluşumuzu sorgulayan biriydim. Normal bir çocuk değildim. Arkadaşlarıma sıkıcı gelirdim hep. Çok oyun oynamak yerine, astronomi kitapları okurdum, müzisyen olmasaydım kesinlikle astrofizikçi olurdum herhalde. Topla, arabayla değil teleskopla vakit geçirdim çocukken. Yıllardır Spiritüalizmle ilgileniyorum. Hayvan sever biriyim. Şu anda iki kedim var anne Queen, yavrusu Tokkio… 2 yavru kedimizi kaybettik geçen sene. Hala daha atlatmış değilim. Azerbaycan’da hep köpek besledim Golden ve Rus finosu köpeklerim vardı. Sokak hayvanlarına olabildiğince su, mama bırakmaya çalışıyorum. Bu hepimizin borcu, herkesi onlara karşı duyarlı olmaya davet ediyorum. Aşka dargın bir bakış açım var. Bu zamana kadar aşkta kaybettim diyebilirim. Aşk acısının tadını çok iyi biliyorum. Çok bağlanan, sahiplenen biriyim. Hoşlantı ile aşkı hiç bir zaman karıştırmam. Hayatımda birisi olsun diye âşıkmış gibi yapanlardan değilim. Bence öyle insanlar en çok karşısındakini değil kendini kandırıyor ve zamanla ruhsal olarak çok şey kaybediyor. Boyum 184 kilo 70. Yemeklerle aram çok iyi ve maalesef hamur işi en sevdiklerim. Formuma dikkat ediyorum, az yemeye çalışıyorum fakat formda olduğum pek söylenemez. Çokta önemsemiyorum açıkçası. Zamanında six pack yaptım ama o seviyeyi geçtim. Dış görünüş geri planda artık… Fitness gibi sporlarda da çok başarılı olmadığım için bıraktım. Daha çok doğa da yapılan sporları severim. Ormanda koşmayı hiç bir fitness salonuna değişmem.

Harika… E yaşasın ama değil mi makarnalar…

“AJDA PEKKAN GİBİ İSİMLERE SAHNEDE EŞLİK ETTİM”

Önceden takip etiğim bir arkadaşımız olduğun için, sana soru hazırlarken Azerbaycanlı bir kardeşimiz olduğunu biliyordum ben tabii... Zira Azerbaycan Türkü dostlarımızı hem ben hem de ülkece çok severiz. Neden Türkiye’de bir kariyer planı peki?

Azerbaycan’da başladım önce müzik kariyerime. İlk üniversitem Azerbaycan Devlet İktisat Üniversitesi Uluslararası Ekonomik İlişkiler. Kısaca diplomasi diyebiliriz. Neden diye soracak olursanız, müzik zaten yetenekle olan bir şey ve illa üniversiteye gerek yok diye düşündüm. Tabii ki sonradan 2014’te Devlet Konservatuvarı Şan Bölümü’nü kazandım ikinci üniversite olarak. 2012 yılında ilk çıkış parçamı yayınladım Azerbaycan’da… Çok ses getirdi. 2013’te ‘Gençlik Marşı’ yazdım ve birçok ödüle layık görüldüm. Fakat oradaki sistem biraz farklı… Kazancımız sonuçta bu işten ve orada daha çok düğün üzerine işler yürüyor. Küçük ve az nüfuslu bir ülke olduğumuz için öyle turneler, mekânlar çok yok. Ben de düğün tarzına uzak kaldığım için yeni arayışa girdim. Bakü’de Kenan Doğulu ile tanıştım ve ondan güzel tavsiyeler aldım. Daha sonra da İstanbul serüvenim başladı… 2015’te ise Enbe Orkestrası’nda solistlik yapmaya başladım. 3 sene boyunca 300 küsur konser… Ajda Pekkan, Ayşegül Aldinç, Nükhet Duru, Kubat, Ferhat Göçer, Zara, Emre Aydın, Simge Sağın, Mustafa Ceceli, Burcu Güneş gibi isimlere sahnede eşlik ettim.

Müzikle yolunun kesişmesini dinleyebilir miyiz? Nasıl başladın? Ve senin, Ferid’in müziğini anlatır mısın bizlere? Sanata bakış açısını…

İlk hatırladığım 5 yaşındayım ve bir akrabamın düğününde mikrofonu verdiler, şarkı söyledim, şarkı bitti alkışlar, tezahürat havada uçuşuyor. Dedim ki ben bu işi sevdim. Çocuk Konservatuvarı’nda Piyano Bölümü’nde başladım. Fakat çok ta istekli değildim o yıllarda. Dediğim gibi daha çok uzaydı ilgi alanım. Müziği Michael Jackson’la sevdim fakat Queen grubunun bir konserini izlediğimde Freddie Mercury’e bakarak karar verdim müzik yapmaya. Dönüm noktası odur diye biliriz. Benim müziğimi şöyle anlatabilirim, romantizm… Biraz hüzün ağır basıyor, keyfim yerimdeyken çok müzik dinlemem. Tam tersi, ağlamak için dinlerim. Mesela hiç eğlenceli çalma listem yok.

Seni araştırırken isim kısmında zorlandım… Ferid Merd… O ‘d’lerden birini yazmadığında çıkmıyorsun. Bu hem avantaj hem dezavantaj… Ne düşünüyorsun bu konuda, ismin nereden geliyor?

Aslında çoğu ismin sonundaki ‘d’ zamanla ‘t’ olmuş (Mehmed-Mehmet) Ferid de öyle Arap kökenli sonu ‘d’ ile isim. Ama internet üzerinde bir dezavantaj olduğu doğrudur. ‘Did you mean?’la karşılaşa bilirsiniz. İsmimi annem koydu, bir Freddie Mercury hayranı olarak.

Did you mean çok iyiydi… Çok yakışıklı ve sahneye yakışan genç bir isimsin. Sahne konusunda örnek aldığın kimler var? Ve bu zamana kadar rol model olarak gördüğün, ilham aldığın müzisyenler kimlerdir?

Teşekkürler iltifatın için. Yine en başta Fredie Freddie Freddie… Justin Timberlake, George Michael, Sting ve Türkiye’den Kenan Doğulu, Teoman, Sezen Aksu…

“İKON GÖRÜNTÜSÜ KAYBOLUYOR VE ARTIK İNSANLARA İTİCİ GELİYOR”

Şarkıcı kimliğinin yanında müzisyen kimliği de olan bir isimsin. Hangi enstrümanları çalıyorsun? Ve Eğitimin nereden? Ve enstrüman çalmak sence şarkıcı kimliğe imaj açısından zarar veren bir durum mu?

Ana enstrümanım gitar ve piyano. Bununla beraber her müzisyen gibi diğer enstrümanlarda da az çok bir şeyler çalabiliyorum. Home stüdyom var. Kendi düzenlemelerimi yapıyorum. Aynı zamanda yakında çıkacak bir kaç yeni isime de yapımcılık yapıyorum. İlk kez kendi projem dışında yapımın tüm aşamalarını üstlendim. Günümüzde müzik artık tamamen başka yere gidiyor. İkon görüntüsü kayboluyor ve insanlara itici geliyor. O yüzden zarar verdiğini düşünmüyorum. Birçok örnekte bu şekilde Ed Sheeran mesela… Veya Justin Timberlake tamamen imajını değiştirip daha salaş, daha halktan projeler yapmaya başladı.

Gelelim 1 milyon sınırını aşmış, sözü ve müziği ve düzenlemesi sana ait olan ‘Error’ şarkısına… Bu şarkının oluşumunu, hikâyesini ve sürecini dinleyebilir miyiz? Partnerinle birlikte elbette…

‘Error’u arkadaşım Hira Okan’ın teklifi üzerine yapmaya karar verdik. 18 yaşında Okan. Yeni başlıyor daha. Tek yapmaya henüz erken diye karar verdik ve ben de dâhil oldum. Sözü müziği düzenlemesi bana ait şarkının. Çıkış zamanına bakarsanız Türkiye’de bu tarz bilim kurgu kliplerinin ilk örneği… Ancak buna rağmen tam istediğimiz ilgiyi göremedik. İlk proje olduğu için bazı şeylerde hata ettik. Şu anda Okan’la ikinci projemize hazırlanıyoruz.

YouTube demişken sahne performanslarının ve konuk olduğun videoların yanı sıra, cover’ların da çok… Cover şarkı seçerken neye dikkat ediyorsun?

Cover yapmayı yıllar önce bıraktım. Şimdi tekrar başladım. Malum evden çıkmıyoruz salgından dolayı… O yüzden tekrar hız verdim. Şarkı seçerken kesinlikle ruhuma hitap eden şarkıları seçiyorum. Ve şunu yaparsam şu kadar izlenir kaygısıyla yapmıyorum. Aslında yapmamam gereken bir şey ama yapıyorum olsun…

Olsun bence de neticede sanat içimizden gelen şey. En azından YouTube ortamında özgür olsun insanlar. Bence çok doğru yoldasın Ferid... Birçok kez çok sevilen ve tanına Arıza Show’a konuk olmuşsun. Nasıldı canlı yayın, sohbet? Ve sevilen bir programa konuk olmak?

Rıza Esendemir’le başka bir programda tanıştık. Bir kere saydık 8 veya 9 kez konuk olmuşum. Zaten arkadaş olduk zamanla. Sürekli gülüp eğlendiğimiz bir program…

Son olarak Türkiye’de sektörü ve piyasayı nasıl buluyorsun? No-name isimlere ve bu işle uğraşmak isteyenlere önerilerin neler? Bu röportajı okuyan Azerbaycanlı ve Türkiyeli dostlarımıza söylemek istediklerini alalım ve yakında bizleri bekleyen projeler var mı?

Geldiğim yıllarda çok zordu. Alternatif tarzda yaptığım müzikleri birçok yapımcıya sundum. Fakat o yıllarda şimdiki kafalara gelinememişti daha. Daha çok bikinili pozlu klipler revaçtaydı. Şimdi hızla değişiyor, yeni alternatif soundlar ortaya çıkıyor. Bu işle uğraşmak isteyenlere tavsiyem ‘unique’ olmak, kendine has soundu bulmak, özgür iradeyle müzik yapmak, içinden gelen müziği yapmak… Ayrıca Okan’la yeni proje geliyor, arkasından kendi solo projem geliyor. Ve iki yeni isme yaptığım projeler çok yakında. Takipte kalsınlar… Sevgilerimle… Tekrar teşekkür ediyorum, çok keyif aldım sorularından, tanıştığımıza çok memnun oldum.

Ben teşekkür ederim kırmayıp jet hızıyla döndüğün için…

Bu arada sevgili okuyucular, yaklaşık 5-6 yıldır yazıyorum ve bu süreçte en hızlı dönüş yapan sanatçı diyebilirim Ferid için… Soruları hazırladım mail attım ve yarım saat sonra mail kutumda bitmiş ve özenle cevap verilmiş soruları gördüm. Şaşkınlığımı kendisine de ifade ettim zaten. Mailleşme sonrası röportaj üzerinde kritik yaptık, aynı burada ki gibi sıcak ve samimi Ferid. İyiliği sesine ve konuşmasına yansıyor…

İşte böyle…

Bir röportajın daha sonuna geldik. Umarım sizler de benimle aynı keyfi almışsınızdır. Zira ben hem hazırlarken, hem okurken, hem de yazarken son derece keyifliydim.

Gününüz güzel geçsin… Hayatınız bahar olsun…

Umut doluyum bugün…

Sevgiler…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.