Mehmet Sağlam Kimdir? Sizi biraz tanıyabilir miyiz?

1984 doğumlu, Üniversite mezunu, evli ve iki çocuk babasıyım. Sinema Film sektörüne 2016 yılında sırf hobi amaçlı olarak kendi imkânlarımla giriş yaptım. Senaryo ve yapımını üstlendiğim ilk komedi filminde sektörün No Name algısını kıramadığım için sonrasında kendim yazıp yönettiğim Ecinni isimli korku filmiyle orta derecede bir başarı elde ettim ve devamı niteliğinde Ecinni Tılsımlı Mezar isimli filmle de belli bir ölçüde izleyici kitlesine ulaştım.

Yönetmenliğe tam olarak ne zaman başladınız?

İsmimi vermediğim ya da vermeye değer bulmadığım küçük çaplı projelerden sonra ilk yönetmenlik deneyimim Ecinni isimli korku filmidir. Yönetmeliğe ilk olarak bir sinema filmi ile adım atmak ve belli ölçüde bir başarıya ulaşmak da mutluluk verici.

Yönetmenliğini yaptığınız korku filmi 'Ecinni: Tılsımlı Mezar' filminin 2. serisini çektiniz ve çok beğenildi bunun sırrı nedir?

Serinin ikinci filmi olan ‘Ecinni: Tılsımlı Mezar’ isimli korku filmimizin beğenilmesindeki başlıca sebepler şunlardır: İlk filmimizde her ne kadar işin sinematografisini yüksek tutsakta korku seyircisinin gerçekten korkmak istediğinin farkına vardık. Bu yüzden seyirciyi filmin içine atacak daha gerçekçi bir konu üzerinden daha deneyimli oyuncularla ve daha fazla etkili korku sahnesiyle seyircinin karşısına çıktık ve gerçekten orijinal korku sahneleri tasarladık. Bunun yanı sıra görüntü kalitesinden ses tasarımına kadar fazlaca emek harcanmış nitelikli bir film ortaya koyduk.

Biraz da çekimlerden bahsedelim, çekim süreciniz nasıl geçti, ne kadarlık bir zaman diliminde tamamladınız?

Çekimlerimiz 10 gün sürdü. Gerçekten terk edilmiş bir köyde soğuk hava şartlarında ve kısıtlı imkânlarda zor ama eğlenceli bir çekim sürecimiz oldu. Ciddi paranormal olaylarla karşılaşan arkadaşlarımız oldu fakat bunu bir PR çalışması gibi göstermemek adına çevremize duyurmadık.

Korku filmi çekerken ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Korku filmi çekmenin diğer film setlerinden pek bir farkı yok. Zor olan yanı ise açık alanda gece çekimlerinden dolayı soğukla mücadele etmenin yanı sıra gün ağarmadan planlanan sahnelerin çekimini tamamla telaşı oluyor.

Kendinizi sinema sektöründe 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?

Benim net bir hedefim olmaz. Kendimi olabildiğince her alanda geliştirerek elimdeki imkânlarla en iyi işlere imza atmayı hedefliyorum. Çok çalışıp ilerisini nasip ve şansa bırakıyorum.

Dabbe filminin yönetmeni Hasan Karacadağ ile ortak bir proje de yer almayı hiç düşündünüz mü?

Seyirciler arasında bu tarz kıyaslamalar fazlaca yapılsa da sektör düzeyinde bu tarz söylemlere yer verilmez. Her yönetmenin kendi yapımcısı, tarzı ve ekibi olur ve eldeki senaryo da bu doğrultuda şekillenerek filme dökülür. Eğer olur da bir projede yolumuz kesişirse neden olmasın memnuniyetle derim.

Bu keyifli röportaj için teşekkür ederim, son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Son olarak eklemek istediğim husus şudur ki: Türk sinema sektörünün gelişmesi gerçekten bizlerin değil izleyicinin elinde. Sinema sektörü de gerçekten birçok ticari ürün gibi marka takıntısının kurbanı oldu ve sadece belli başlı kişilerin filmleri ilgi görüyor. Haricinde kalanlarsa izlenmeden kalitesiz damgası yiyor ve no name algısını kıramıyorlar. İzleyici bu şekilde yaklaştığı için filmci de mecburen filmi ucuza tamamlama gayretine gidiyor ve ortaya ucuz bir film çıkıyor. Bu algı ve yaklaşım gerçekten Türk sinema sektörünü bir paradoksun içini sürüklemiş durumda. Teşekkürler.

banner29
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.