Notalara sığmayan mısralardan taşan duygularım, bende yazmayı alışkanlık haline getirmişti. Şiirlerimin yanı sıra yaşadığım olayları da daha sonra hatırlamak için mutlaka not alıyordum. Şiirlerimden, bestelerimden ve anılarımdan oluşan “Görmeden Sevmek” isimli kitabımı aslında 2000 yılında, o güne kadar yazdığım şiirler, yaptığım besteler ve yaşadığım anılarla çoktan yazmış, efsane isimlerden kitabım için özel yazılar bile almıştım. 2000 yılında bu kitabım için bir sunum yazısı yazan Cemal Safi Hocam bana, “Şiirlerini ve bestelerini çok beğeniyorum ama kırk yaşına gelmeden bu kitabı sakın çıkarma. Şiirlerin ve bestelerin daha da olgunlaşsın, anıların daha da çoğalsın” deyince, bende onun sözünü dinledim ve yirmi sene daha bu kitabı yeni şiirlerim, bestelerim, anılarım ve röportajlarımla süsleyerek yazmaya devam ettim.

Ayrıca, 2000 yılında bulduğum ve terkîb ettiğim üç ayrı makam ve Türk mûsıkîsi nazariyatına olan büyük ilgimden dolayı, kendi geliştirdiğim bir teknikle “Türk Mûsıkîsinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği” isimli konservatuvarlar için ders kitabımı da yazmaya başlamıştım. 2003 yılında da yazdığım ders kitabımı bitirmiş ve önce konservatuvarda altı sene hocam olan büyük nazariyatçı İsmail Hakkı Özkan’a, daha sonra da bir şiirimin de bestekârı olan yine büyük nazariyatçı hocam Necdet Varol’a göstermiştim. Bulduğum makamları ve ders kitabımı inceleyen Özkan ve Varol, yazdıkları sunum yazıları ile hem bulduğum makamları hem de ders kitabımı onaylamıştı ama ben kitabımda geliştirdiğim öğretme teknikleri üzerinde beş yıl daha çalıştım. 2008 yılında ise değerli bestekâr ve TRT sanatçısı Erol Bingöl tarafından kitabımın dizgisi yapıldı.

TRT sanatçısı Erol Bingöl'ün evindeki çalışmlarımızdan bir anı...

Ancak, yazdığı sunum yazısı ile şiirlerimi onaylayan Cemal Safi Hocamın sözleri kulağımda çınlıyordu. Bunun üzerine 2020 yılına kadar her iki kitabımın üzerinde çalışmalarım devam etti.

*         *         *

İşte, değerli hocalarım büyük nazariyatçılar İsmail Hakkı Özkan ve Necdet Varol'un, "Türk Mûsıkîsinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği" isimli kitabım için yazdıkları sunum yazısı:

Sevgili Onur AKAY, bir toplumu ulus ve millet yapan önce dilidir sonra mûsıkîsidir. Öncelikle Türk mûsıkîsi kültürünün yayılması husûsunda, titiz çalışmaların için seni kutluyorum. Konservatuvarda sınıfında tek öğrenci kaldığında, derslerime ciddiyetle girmeni de takdîr etmiştim. Kendi buluşun olan makamları ve “Türk Mûsıkîsinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği” isimli kitabını incelediğimde, yarınlara çok iyi netîceler götüreceğinden son derece emîn oldum. Bu, Hammâmîzâde İsmâil Dede Efendi’den Zekâi Dede’ye, Rauf Yektâ Bey’den benim hocam Gavsi Baykara’ya ve onun kanalıyla bana ve benden de sana kadar uzanan bir meşk silsilesidir.

İsmail Hakkı ÖZKAN

Türk Mûsıkîsi Nazariyatçısı İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğretim Görevlisi

2003

*             *            *        

Sevgili Onur AKAY, XXI. yy. bilim yılı… Değerli yüce mûsıkîmizin de geleceği bilimle şahlanacak. Yarım yüzyıllık bu birikimimizin kitaplaşması da mûsıkî plâtformumuzda bilimselliğin yaygınlaşması amacını gütmektedir. “Türk Mûsıkîsinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği” isimli kitabının temel kaynakları olarak, İsmail Hakkı ÖZKAN’ın kitabını ve benim kitabımı göstermişsin. Ancak kitabını incelediğimde bu bilgileri geliştirdiğini, genişlettiğini ve bu bilgilere yeni tesbît ve ilâvelerde bulunurken, sâdeleştirdiğini gözlemledim. Bulduğun ve terkîb ettiğin makamları takım ve örnek bestelerinde analiz ettiğimde, aklıma ilk gelen şey peynirli börek oldu. Peynir ve börek var ama senden önce peynirli börek yapan olmamış. Bu arada, “Dönmez Artık Dedi Şu İçimdeki Kuşkular” isimli şiirini Hüzzâm makâmında besteledim. Bilimsel ve sanatsal çalışmalarınla mûsıkîye hizmet ettiğin için seni tebrîk ediyorum.

Devlet Sanatçısı Necdet VAROL

Türk Mûsıkîsi Nazariyatçısı İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Öğretim Görevlisi

2003

Necet Varol'la evinde yaptığımız çalışmalardan bir anı...

*            *               *

2020 yılında 30. Sanat Yılı Ödülü’mü alınca, artık kırk yaşını da geçmiş ve Cemal Safi Hocamın bana verdiği vasiyeti de yerine getirmiş olarak, kitaplarımın son çalışmalarını yaptığım dönemde, yazar dostum Ülkü Gözen Stewart’ın aracılığı ile Billur Kitap’ın sahibi değerli gazeteci ve yazar Yusuf Karahal’la tanıştım. Yusuf Bey, iki kitabımı da kendi yayınevinden çıkarmayı isteyince, aylar süren çalışmalarımız başladı ve “Türk Mûsıkîsinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği” isimli kitabımı, bu hafta siz okuyucularımın beğenisine sudum.

Önümüzdeki günlerde ise “Görmeden Sevmek” isimli şiir, beste ve anı kitabımı sizlerin beğenisine sunacağız.

Ülkü Gözen Stewart'a aracı olduğu için, Yusuf Karahal’a da büyük emekleri için gönülden teşekkür ediyorum.

Türk Mûsıkîsinde Makamların Oluşması ve Seyir Tekniği isimli kitabımı neden yazdım?

Mûsıkîmizde yeterli literatür imkânsızlıklardan dolayı oluşmamıştır. Ortaya konulan her çalışma bir boşluğu dolduracaktır. On yıllık konservatuvar eğitimim süresince günümüzün büyük hocaları sırasıyla İsmail Hakkı ÖZKAN, Nevin İnam KARINDAŞ ve Yrd. Doç. Çetin KÖRÜKÇÜ ile Türk mûsıkîsi makamlarını çalıştım. Öğrendiğim her şeyi kendilerine borçlu olduğum daha birçok büyük hocadan ayrı ayrı öğretme teknikleri aldım ve bu teknikleri özellikle seyir konusunda geliştirmeye çalıştım. Uzun yıllar üzerinde çalıştığım bu kitapla öğrencilerin, konservatuvarda lisans eğitimi süresince gerekli olan Türk mûsıkîsi makamlarının oluşumunu, teorik olarak öğrenmelerinin yanı sıra seyir tekniğini de kavramalarını amaçladım.

Sayıları 500’e yakın veya biraz üstünde olduğu tahmin edilen makamlarımızın bazıları günümüze ulaşamadığı için unutulmuştur. Bazı şed makamlar ve bileşik şekilleri ise eserlerin incelenmesiyle ortaya çıkmıştır.

Tekniği sağlam, üslubu temiz ve geçkileri ustaca yapılmış zarif şarkıların sahibi olabilmek için, bestekârlık yönüm beni sürekli makamlarla buluşturmuştu. Terkîb ettiğim üç ayrı bileşik (mürekkeb) makamlar “Müsteâr’lı Nikrîz”, “Müsteâr’lı Hicâz” ve “Zirgûle’li Pençgâh” ve örnek eserlerini bestekârlara tanıtabilmek, şahsiyetinin damgasını taşıyan eserlere imza atmış ve atacak bestekârların bu üç makamı kullanması ve eserler vererek ihya etmesi yine amaçlarım içindeydi.

Sağlıklı bilimsel tezlere anlayış ve destek içinde olmak, çalışmaları izlemek, teşvik etmek, duyduğum ve okuduğum her şeyi doğru kabul etmemek; pratik yaparak, eser analizi yaparak bu kitabı yazmak ilerinin mûsıkîye hizmet edecek hocalarıyla mûsıkî felsefemi paylaşmamı sağlayacaktı.

Eserlerin değişen zevk ve anlayışa hitap ederken, alt yapısında mutlaka klasik mûsıkî terbiyesinin hep yaşamasını sağlamak sadece dehalıkla olmamalı, iyi bir teorinin getirdiği iyi bir uygulamayla da olmalıydı.

Atatürk, 1 Kasım 1934 tarihinde Millet Meclisi’nde bir konuşmasında, bir ülkenin ne kadar değiştiğinin, mûsıkîdeki değişimi ne derece kabul ettiği ile ölçülebileceğini vurgulamıştır. Mûsıkîdeki değişim ise bir süreçtir. Makamların oluşumu ile ilgili konuları içeren bu kitap, temelde sistemci konservatuvar dersleri ile ulaşılan sonuçları vererek bir senteze varılmasını sağlamayı amaçlar. Konservatuvarlar mükemmellik ifade eden kurumlardır. Bütün ruhuyla müzisyen olan kişilerin bu eğitimi alması, bilimsel çalışmaların teşvik edilmesi ve teorisyen hocaların teorileri inceleyip, uygulamalar için tartışmanın olmayacağı bir sonuca ulaşılması çok önemli bir husustur.

Bu kitapta makamların oluşumu teorik olarak anlatılmakta ve ders esnasında öğrenci tarafından deftere not tutulmuş tarzda, anlaşılabilir bir dille yazılmıştır. Bu teorik bilgileri pratiğe dönüştürmeli ve uygulamaya geçirmelisiniz.

Hocalarınızın gözetiminde makamları oluşturan dizilerin ve çeşnilerin ses ve aralıklarını sağlam bir şekilde kulağınıza yerleştirmeniz gerekmektedir. Dörtlü ve beşlilerin çeşnileri kulakta sağlam yer etmeden makam seyirlerine geçemezsiniz. Porte üzerindeki dörtlü ve beşlileri inici ve çıkıcı olarak tekrarlamalı, örnek eser geçerek repertuvarınıza almalısınız. Fiziksel olarak ritim duygunuzu geliştirmeli, eğitilmiş kulağa sahip olmalı, mûsıkî nazariyatını, formlarını, usûllerini, yani temel müzik eğitimi derslerini sabır ve düzenli bir çalışmayla öğrendikten sonra, müzik aleti çalmayı veya şarkı söylemeyi düşünmelisiniz.

Anlatımın yanı sıra cevap anahtarları verilmemiş test sorularının yer aldığı bu kitap sizi konu tekrarına yönlendirecek ve öğrendiklerinizin gelişmesini sağlayacaktır. Mûsıkînin temelini oluşturan dörtlü ve beşlilerin lezzetlerini yani çeşnilerini kavramanız solfej, usûl ve repertuvar derslerinizin paralel ilerlemesiyle mümkün olabilir. Mûsıkîde branşların önemi çok büyüktür. Çok üst seviyede mûsıkî bilgisine sahip kişiler mutlaka her branşta başarı sağlayamayabilirler. Ritim yeteneği, solfej yeteneği, teorik bilgileri anlatım yeteneği, seyir yeteneği ve temiz, çekici bir üslupla parlak, lirik, dış ve içyapıları kusursuz eserleri iyi bir tavırla, gönülden gelen coşkuyla, en önemlisi meşk usûlüyle öğretme yeteneği kişiden kişiye farklılıklar gösterir. Burada kitabımızın “Seyir Tekniği” olarak bir ders ortaya çıkardığı da gözden kaçmamalıdır. Bu dersler, nazariyat adı altında tek bir ders olarak toplanmamalı, branşı algılayışı ve sunuş biçimi uygun hocalar tarafından öğrenciye ayrı dersler olarak ama mutlaka paralel yürütülerek aktarılmalıdır. Başkasının ayaklarıyla bale yapmaya benzeyen ama olmayan bu konu, konservatuvarlar için çok önemli bir husustur.

Konservatuvarlarımızın Türk mûsıkîsi bölümlerini bitirmiş öğrenciler, duydukları makamı tanıyabilecek, duydukları melodiyi usûlü ile notaya alabilecek; üçlü, dörtlü, beşli seslerin çeşnilerini fark edebilecek, enstrümanlarında saz olsun veya ses olsun geçmişi geleceğe bağlayacak sentezlere ulaşabilecek; seyir tekniği ile kazanılabilecek iyi bir tekniğe sahip, üslubu temiz, geçkileri ustaca ve büyük formları da tecrübe eden emsalsiz eserler üreten bestekârlar, virtüözler ve sanatçılar hüviyeti taşımalıdırlar.

Satın Almak İçin TIKLAYIN

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.