Güvenli bir sessizlik ve olgunlukla bakan kocaman gözlerinde suskun kabullenişini gördüm güzel Ayda. O toprağın, taşın altına erken gömülüp solmasına izin vermeyen melekler, bulaşık makinesiyle toprak ana arasında bir yer hazırlamışlar. Annenin cansız bedenini terk eden melek ruhu, kızının yanından hızlıca ulaştı kurtarma ekibinin kulağına dikkatine…

Anneler ölemez ki…

O göbek bağı hayata öyle bağlar ki çocuklarını, kanını, canını akıtır anne yavrusunun ta içine.

Ayda’nın dudakları kurumuş, kocaman anlamaya çalışan ciddi bakışlı gözlerinde ki cesaret ise dudak uçuklattı hepimize. Toprak ve kocaman taşların altından onu incitmeden çıkarmaya çalışan dev yürekli adamların kızı, bebeği oldu güzel minik Ayda. Yerinden her oynatılışında attığı incecik çığlıkları, dağların arasından esen kocaman bir rüzgârın uğultusunu geçti de yakıp kavurdu kalplerimizi. Bu henüz üç yaşındaki minicik bedenin güvenli teslimiyeti ise, belli ki annesinin onu hiç bırakmayan ve bırakmayacak olan enerjisiyle sarıp sarmalamış olmasındandı. Beden bile hemen sonlanmaz kendini, dünyada görevini tamamlamadan gitmez ruhlarımız. Ayda’nın sedyede yana doğru uzatıp başını, annesini çağırması, annesinin yokluğundaki o büyük varlığına ilk seslenişiydi aslında ve her düşündüğünde annesini, mutlaka bir işaret hissedecek Ayda sadece kendisinin bildiği. Ayda, hepimizin tatlı kızı…

Çok yaşa, çok mutlu yaşa…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.