Tabiatın iyileştirici bir özelliği var!

Ve onun sana asla ihtiyacı yok!

Senin tabiata ihtiyacın var. Ruhun da tabiatla şenlenir, miden de tabiattan gelenle beslenir. Sen sadece düzeni bozma yeter.

Sev ve koru!

Mademki bilmediğin, gitmediğin, görmediğin cennete inanıyorsun, asıl cennetin zaten bu dünyada sana bahşedildiğini de anla. Keza öteki dünyanın cennetini anlatanlara bir bak ne diyorlar.

Yok huriler, yok 30 erkek gücü, yok o, yok bu!

Anlatılan cennet değil de başka bir yer sanki. Bu sebepten sen yine de gördüğüne inan, gördüğüne sahip çık, gördüğünü koru, gördüğünü sev.

Ve şükret yaşarken de cenneti görebildiğine…

GÖRMEDİĞİM YAŞAM ŞEKLİ KALMADI!

Doğayı o kadar çok seviyorum, o kadar saygı duyuyorum ki, bazen bir dağın tepesine çıkıp saatlerce bir taşın üzerinde oturarak sessizliği dinliyor, doğanın müthiş ahengini izliyorum.

Bazen bir deniz kenarında dalgaların sesini dinliyor, güneşin batışına hayranlıkla bakıyorum.

Bazen yemyeşil ormanlarda oğluşum Herkül’le saatlerce yürüyor, doğayı keşfediyorum…

Bazen buz gibi akan ırmak sularına atıyorum kendimi, kendime geliyorum.

Bazen sadece gökyüzünü, bulutları, kuşları izliyorum.

Bu hayatta görmediğim neredeyse bir yaşam şekli kalmadı diyebilirim.

Saraylardaki yaşamları da gördüm, gecekondudaki sofraları da. Tek göz odalı kerpiçten yapılı bir köy evini de gördüm, Boğaz’ın kıyısındaki yalıyı da…

Kabilelerin yaşamlarına da tanık oldum, prenslerin, sultanların da…

Aylarca bir adada aç kalmayı göze alarak gittim Okyanus’un ortasına, ya da haftalarca Afrika’nın vahşi doğasında yaşamayı da bildim çadırlarda…

Yaşamayı hep çok sevdim ve hep gözlemledim hayatı.

Hep keşfetmeyi sevdim, farklılıkları tanımayı…

Anladım ki hayat çok da karmaşık değil aslında. Biz karmaşık hale getiriyoruz. Hırslar, egolar, bitmek bilmeyen istekler, hep bana hep bana düşünceleri, dedikodular, fesatlıklar, hinlikler, hainlikler, hayattan ne istediğini bilememezlikler…

Bunlar yaralıyor, değiştiriyor ve dönüştürüyor insanı şeytana!

Şu kısacık konuklukta tabiatın muazzam kollarına bırak kendini zaman zaman…

Ve dur ve bak dünyaya!

Baktığını gör!

Hisset!

Derin derin nefes al!

Gözlerini kapa!

Sessizliği dinle!

Bir çığlık at sonra!

Yankılansın sesin dağlarda!

Dünya malı dünyada kalır!

Elbette ki çalış!

Ama çok da hırpalama kendini!

Yaşamın basit şeyleri mutlu eder insanı yaşamın basitlikleri değil!

Keşfet!

Kendini, doğayı, dünyayı, hayatı!

Keşfettiğin kadar sev, koru, saygı duy…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.