Kültürel olarak nereye gidiyoruz, derin endişe içindeyim. Ya da gidiyor muyuz orası da kesin değil gerçi! Hafta sonu çok sevdiğim nadide ses TRT Sanatçısı Melihat Gülses konserine gittim. Zarafet, duruş, hâkimiyet akıyor… E üstüne yılların tecrübesi, eğitim ve sağlam da bir okuyuş eklenince, dinlemeye doyulmaz bir şölen oluşuyor…

Ancak gel gelelim salonu dolduran seyirci kitlesine: Canlı performans arasında telefon ile konuşmak mı dersiniz? Sanki oyun salonuymuş gibi çocuklarını köşedeki koltuklara gönderip, el vurmaca oynatmak mı dersiniz? Koskoca Melihat Gülses’e arkada sıralardan bağırıp, “… şarkısını okuyun Melihat Hanım” diye haykırmak mı dersiniz? Hepsi vardı! Bir de 'Ankara’nın Bağları'nı isteseydiniz!

Bu konuda haddim değil ama Melihat Hanımı da eleştireceğim. Kültür Merkezleri çok güzel ve donanımlı gerçekten ama içinde bulunduğu muhiti ve seyirci kitlesini de hesaba katıp kendi beğeniniz olan ve hepsi harika eserler olan şarkılardan ziyade, yine kalitenizden ödün vermeden bilindik şarkılara yer verseniz daha iyi olmaz mı? Klasik Müziği sevdirmek adına yaptığınız çabanın önünde saygıyla eğiliyorum lakin anlayabilecek kesim çok ve gittikçe de imkansızlaşıyor…

Bunun bir örneğini de konserin sabahında Pazar gün Galata meydanında gördüm. Hoş Galata’ya gelene kadar İstiklal Caddesi 50 metrede bir varoşluğun, paçozluğun ve basitliğin sergilendiği ve alkışlandığı bir sergi alanına dönmüş. Ne yana baksan anırma! Ne yana baksan zılgıt! Yüz buruşturmaktan başka yapabileceğim bir şey yoktu ne yazık ki!

Neyse…

Galata Meydanı'na bir kahveye uğradım. Mis gibi güneşi dimdik ve estetik Galata, şık oryantalist hava… Ama ne mümkün tadını çıkarabilmek? Malum artık deviz pazarda anırır gibi şarkı söylemenin moda olduğu bir devir. İki çocuk oturmuş: "Bu zamanda aşık olmak zorrrrrrrr gönül” diye bağırıyor, etrafında insanlar falan. Geğirmeyi yanık ses zannediyoruz ya alkışlar falan…

Diyorum kendi kendime bizim aldığımız eğitimler ne idi, ne içindi? Yaptığımız şarkılar, ettiğimiz mücadele falan bir sorguladım öyle uzun uzun… Acaba diyorum sonra “olsun canım bu da bir şey yani. Bak konsere geliyorlar. Müzik yapıyorlar. Bir artı ama kalite nerede?

Melihat Gülses’i dinlemeye gelen kesim geldi gözümün önüne, sonra İstiklaldeki tablo ve Galata Meydanı'ndaki yanık sesli çocuklar…

'Sanat sanat içindir', 'Sanat toplum içindir' önermeleri bile kesmedi iç acımı!

Zira hangi toplum hangi sanat? Toplum bu ise sanat ne? Sanat bu ise toplum ne?

Bakın hala kafamda deli sorular...

Ümidimi yitiriyorum, üzülüyorum ve endişeleniyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.