“DNA istedim ağabeyim 100 km hızla evime daldı”

Sevgili okurlarım, size sanatını en güzel şekilde icra eden, yurduna duyduğu özlemi şarkılarına yansıtan, buğulu bakışı, sizi hayallere sürükleyen sesiyle özel bir insandan bahsetmek istiyorum. Uzun yıllardır Avustralya’da yaşayan Tuna İlkyaz’la keyifli olduğu kadar bir o kadar da hüzünlendiren bir söyleşi yaptım. Sizin de enteresan bulacağınız satırları gelin birlikte okuyalım.

-Tuna bey sizi tanıyalım, ne zamandır yurtdışında yaşıyorsunuz?

-Merhabalar, 1977 yılında Melbourne dünyaya geldim, aslen Çorumluyum.20 yaşına kadar Avustralya’da yaşadım. Müziğe olan sevdam genç yaşlarda başladı. Bunun en büyük kaynağı müziğe olan tutkumdu. Bazı sebeplerden dolayı babamla İstanbul’a döndük.”Ceylan Seni Vuramam” adlı ilk albümümü başarıyla tamamladım. Ailevi sebeplerden dolayı ülkeme dönmem müziğimi icra etmek açısından büyük bir fırsat doğurdu. Ancak babam rahatsızlanınca tekrardan gurbete dönmek zorunda kaldım. Tedavi süreci başladığında anavatanıma döndüm “Ben Biçareyim” adlı 12 eserden oluşan söz ve müziği bana ait olan albümümü tamamladım ama tanıtımını yapmadım. Babamda vefat edince tümüyle hayata küstüm ve tekrardan gurbet yollarına düştüm. Şimdi bir daha dönmemek üzere Türkiye’ye dönüp hayallerimi gerçekleştirmek istiyorum.

-Müziğe aşık biri olarak müzik yaşantınızı Avustralya’da sürdürüyorsunuz, Neden?

-Evet, müziğe aşık biriyim. Bir zamanlar Türkiye’de müzik yapma fırsatım oldu. Son zamanlar Avustralya’da yaşıyorum. Burada kalışım geçici sayılabilir. Bu zaman zarfında oğlum dünyaya geldi, farklı olaylar yaşandı ancak babamın vefatı beni çok derinden etkilediği için biraz kabuğa çekildim diyebilirim. Ancak gerçekleştireceğim Melbourne konserinden sonra vatanıma dönüp yepyeni projelerle bomba gibi ortaya çıkacağım. Bir daha da gurbete gitmeyi düşünmüyorum. Sevenlerimin karşısına çok farklı Tuna olarak çıkacağım.

-Sizce Türkiye’de müzik yapmak zor mu?

-Ne yazık ki zor… Bizim camia olarak nitelendirdiğimiz bir kurt kapanı var. Çevreyi bilmek, doğru insanlarla çalışmak gerek. İlk başlarda buna alışamadım, yadırgadım ama genç yaşta olmam birçok tecrübeyi kazanmama vesile oldu.

-Magazinsel bir yönünüz olunca haber de olmak, tanınmakta kolay. Bu konuda neler düşünüyorsunuz?

-Magazin olmadan asla diyecek bir duruma geldik. Maalesef magazinsel yönünüz olmayınca silik kalıyorsunuz. Anlık olaylara gündeme gelebilmek kolay olduğu kadar sabun köpüğü gibi geçicide olabiliyor. Bu camiada kalıcı olabilmek, yaptığım ezgilerle insanların kalbinde yer edinmek tek dileğim. Kısacası halktan biri olup onların bam telini yakalarsam o zaman halkımın sonuna kadar kalbimde olurum.

-Müzik piyasasını sallayacak bir çalışma içinde olduğunuzu biliyorum. Biraz bahsedebilir misiniz?

-Sürpriz çalışmalarla bomba gibi geliyorum. Yeni çıkaracağım albümümdeki tüm söz ve müzikleri bana ait ve bunların çoğunu çekeceğim kliple taçlandırmak istiyorum.

-Yurtdışı konserleri ve burayı kıyaslarsak ne söylemek istersiniz?

-Aralarında en büyük fark çekilen özlem… Türkiye’de ki konserler oldukça coşkulu geçerken burada da aynı coşkuyu yaşayabiliyorsunuz. En güzel yanı gurbetçi insanlarımızın vatanlarına duydukları hasreti dile getirmenin keyfi oluyor.

-Çapkın mısınız, kendinizi yakışıklı buluyor musunuz?

""HAYATLA KAVGA YAPMAKTAN ÇAPKINLIĞA FIRSATIM OLMADI"

-Bir yerlerden duyum mu aldınız? Şaka şaka! Her erkek bence biraz çapkındır ama sanırım bende yok. Şimdiye kadar çapkınlık yaptığımı hatırlamıyorum. Hayatım boyunca yaşamla kavga ettim o yüzden çapkınlık yapmaya fırsat bulamadım.

-Aldatmak, aldatılmak hakkındaki düşünceleriniz?

-Aldatmak ve aldatılmak günümüzün en çok rastlanılan yaşamı… Tüm samimiyetimle söylüyorum hayatımda kimseyi aldatmadım ve şükürler olsun ki aldatılmadım. Bunu insanın yapısına yakıştıramıyorum. Ne yapacaksanız ayrıldıktan sonra yapmalısınız. Kısacası şunu söylemek isterim iyi insanlar beraber olduğu insanı aldatmaz.

-Sizin ailenizle ilgili özellikle annenizle ilgili ciddi ithamlarınız var, bahsedebilir misiniz?

-Küçük yaşlarımdan itibaren şüpheleniyordum. Babam hariç annem, teyzelerim, hep beni dışladı. Yapı olarak ta babama çok benziyorum.

-Sadece benzetmek yönüyle mi bu kanıya vardınız?

-Hayır tabii. Dayım bu konuda bana bir şeyler söyledi. Rahmetli babam da vefat ederken annemin gerçek annem olmadığını söyledi.

-Müthiş, aynı Türk filmlerinde yaşanan olaylar gibi. Acaba babanızın annenize kızgınlığı bu tür bir söyleme yol açmış olmasın?

-Kesinlikle hayır. Küçükken dayılarım, teyzelerim, kuzenlerimle hep birlikte büyüdük. Herkes birlikte toplu bir şekilde yemek yerken benim tabağımı hep ayırır ayrı yerde yerdim. Zaman geçtikçe şüphelerim arttı. Bir keresinde anneme sordum kayıtsız bir şekilde bu zamana kadar anlamadın mı dedi.

-Peki tepkiniz ne oldu?

“AĞBEYİM 100 KM HIZLA EVİME DALDI"

-DNA testi istediğimi söyledim ve bu konuda dava açacağımı belirttim. Sonucunda ertesi gün ağabeyim 100 km hızla arabayla evime daldı, beni tehdit etti dava açmayacaksın diye. Zaten olan olaylar yüzünden babamla İstanbul’a dönmüştüm. Kısacası karmaşık bir hikâye ama er ya da geç gerçekler gün yüzüne çıkacak ve ben o zaman hesaplaşacağım.

-Şimdi bu nahoş olayı bir kenara bırakalım. Film ve dizi projeniz var. Konusu ve cast çalışmaları belli mi?

-Moon Productions adlı kendi şirketimin açılışını gerçekleştirmek istiyorum. Bunun yanı sıra bahsettiğiniz gibi dizi ve sinema projelerimle sizlerle buluşacağım.

-Sosyal Sorumluluk Projelerine duyarlığınıza alkış tutmak lazım… Dünyanın bir ucundan Atma Tamir Olsun Çocuklara Umut olsun projesine Avustralya’dan oyuncak yolladınız? Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

-Bu proje harika! Çocukları sevindirebilmek, o masun yüzlerinde kocaman bir gülümseme kondurabilmek dünyanın en güzel duygusu olsa gerek. Zaten her şey çocuklar için ve bu konuda öncülük yaptığın için sana ayrıca teşekkür ederim.

Müzik yolculuğunuzda destek olanlar ya da çelme takanlar olmuştur değil mi?

-Müzik yolculuğumda en büyük destekçim rahmetli babam olmuştur: Benim için yaptıklarını asla ödeyemem. Tabii zaman zaman çelme takanlar oldu. Fakat siz inandıktan sonra kimse önünüze geçemez. Sözün kısacası meyve veren ağaç her zaman taşlanır.

-Sevgili Tuna, OnurAkayMedya okurlarına verdiğin bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederiz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aydın Tekgöz 5 ay önce

Röportaja bayıldım

Avatar
Ayhan Şahin 5 ay önce

İlginç bir yazı. Beğenerek okudum.